Vegetate İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Vegetate İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Vegetate

Vegetate kelimesi, bitki benzeri bir şekilde hareketsiz kalmak anlamına gelir. Aynı zamanda hareketsiz kalarak dinlenmek, boşuna vakit geçirmek gibi anlamları da vardır.

  1. After a long day at work, all I wanted to do was vegetate on the couch. (İşten uzun bir günün ardından, yapmak istediğim tek şey koltukta hareketsiz kalmaktı.)
  2. I can’t just vegetate all weekend. I need to get some things done. (Hafta sonu boyunca sadece boşuna vakit geçiremem. Bazı şeyleri halletmem gerekiyor.)
  3. During summer break, I plan to vegetate on the beach for a few days. (Yaz tatili sırasında birkaç gün boyunca plajda hareketsiz kalmayı planlıyorum.)
  4. He’s been vegetating in his room for days, refusing to leave. (Günlerdir odasında hareketsiz kalarak, çıkmayı reddediyor.)
  5. I often find myself just vegetating in front of the TV, not really paying attention to what’s on. (Çoğu zaman kendimi sadece televizyonun karşısında hareketsiz kalarak buluyorum, gerçekten ne olduğuna dikkat etmeden.)
  6. If you just vegetate in your comfort zone, you’ll never grow or improve. (Sadece rahat bölgenizde hareketsiz kalırsanız, asla büyümez veya gelişmezsiniz.)
  7. Don’t waste your life just vegetating. Get out there and experience new things. (Hayatınızı sadece hareketsiz kalarak boşa harcamayın. Dışarı çıkın ve yeni şeyler deneyimleyin.)
  8. He was so tired after the long hike that he just wanted to vegetate for a while. (Uzun bir yürüyüşten sonra çok yorgundu ve bir süre hareketsiz kalmak istedi.)
  9. I need to stop vegetating and start working on my goals. (Hareketsiz kalmayı bırakmalı ve hedeflerim üzerinde çalışmaya başlamalıyım.)
  10. The plants in my garden seem to be vegetating, even though I’ve been watering them regularly. (Bahçedeki bitkiler düzenli olarak sulamama rağmen, hareketsiz kalmaya devam ediyor gibi görünüyor.)
  11. She spent the entire day just vegetating in bed, scrolling through her phone. (Bütün gün sadece yatakta hareketsiz kalarak, telefonunda kaydırma yaparak geçirdi.)
  12. Sometimes it’s nice to just vegetate and not have any responsibilities or obligations. (Bazen sadece hareketsiz kalmak ve hiçbir sorumluluk veya yükümlülük olmamak güzel olur.)
  13. I don’t want to spend my retirement years just vegetating. I want to travel and try new things. (Emekli yıllarımı sadece hareketsiz kalarak geçirmek istem
  1. It’s easy to fall into the trap of vegetating in front of the computer for hours on end. (Saatlerce bilgisayarın karşısında hareketsiz kalmak tuzağına düşmek kolaydır.)
  2. If you don’t take breaks and just vegetate at your desk all day, you’ll burn out quickly. (Mola vermez ve tüm gün masanızda hareketsiz kalırsanız, hızlı bir şekilde tükenirsiniz.)
  3. She was feeling so overwhelmed that she just wanted to vegetate for a while and clear her head. (Kendini çok fazla baskı altında hissediyordu ve bir süre hareketsiz kalmak ve kafasını boşaltmak istedi.)
  4. Sometimes I feel guilty for just vegetating instead of being productive, but it’s important to rest too. (Bazen verimli olmak yerine sadece hareketsiz kaldığım için suçluluk duyuyorum, ama dinlenmek de önemlidir.)
  5. The patient was instructed to vegetate in bed for a few days after the surgery. (Hastaya ameliyattan sonra birkaç gün boyunca yatakta hareketsiz kalması talimatı verildi.)
  6. I don’t want to spend my entire vacation just vegetating in my hotel room. I want to explore the city. (Tatilimin tamamını sadece otel odamda hareketsiz kalmakla geçirmek istemiyorum. Şehri keşfetmek istiyorum.)
  7. When I’m feeling stressed, I like to just vegetate in a hot bath and let all my worries melt away. (Stresli hissettiğimde, sadece sıcak bir banyoda hareketsiz kalmayı severim ve tüm endişelerim eriyip gider.)

Bu yazıya ilk yorumu sen yaz!

Hemen Yorum Yaz

Adını veya rumuzunu yazabilirsin.