Kurtuluş Savaşı Sonunda Ne Oldu
Web sitemize hoşgeldiniz, 18 Ağustos 2018

Kurtuluş Savaşı Sonunda Ne Oldu

Kurtuluş savaşı sonuçları özet, kurtuluş savaşı sonunda ne oldu kısaca

Kurtuluş savaşı Osmanlı’nın 1. dünya savaşından mağlup ayrılmasının ardından vatanın her köşesinin itilaf devleti askerlerince işgal edilmesine tepki olarak ortaya çıkmış bir milli mücadele ve bağımsızlık savaşıdır.

1919 ve 1922 tarihleri arasında gerçekleşen kurtuluş savaşı 11 Ekim 1922’de imzalanan Mudanya ateşkes antlaşması ile fiilen, 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Barış Antlaşmasının imzalanmasının ardından ise resmen bitmiştir.

Kurtuluş Savaşının kırılma noktasını oluşturan dört dönem bulunmaktadır:

Birinci Dünya Savaşının peşi sıra gerçekleşen dönem: Mondros Ateşkes Antlaşmasının  yürürlüğe girdiği 31 Ekim 1918 tarihinden Mustafa Kemal Paşa’nın 9. Ordu müfettişi sıfatıyla anadoluya çıktığı 19 mayıs 1919 tarihidir.

Örgütlenmenin başlaması: Mayıs 1919’un arından, Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasının gerçekleştiği Nisan 1920 tarihine  kadar olan süredir.
Birliğin Kurulduğu Dönem: Nisan 1920-Mart 1922 (Lozan Barış Konferansının 2. bölümünün başlaması) tarihleri arasında geçen süredir.

Barış dönemi: 1922 Mart ayı ile, Cumhuriyetin ilanı olan 29 ekim 1923 tarihine kadar geçen süredir.

Kısaca özetlemek gerekirse Kurtuluş Savaşı sonucunda:

Türk milletinin düzenli orduya olan güveni artmıştır

TBMM, bu zaferden sonra Londra Konferansı’na davet edilmiştir

Zaferden sonra Afganistan’la dostluk ve yardımlaşma anlaşması, Rusya ile Moskova Antlaşması imzalanmıştır

Düzenli orduya olan güven artmıştır.

TBMM, Londra Konferansına davet edilmiş bu sayede  Türkiye Cumhuriyeti dünya devletlerince tanınmıştır.

Afganistan ile dostluk ve barış antlaşması imzalandı.

Moskova antlaşması Türkiye ve Rusya arasında imzalandı.

Kurtuluş Savaşı Sonucunda Ne Oldu Kısa Bilgi Aktardık.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

  1. misafir dedi ki:

    Bu Türkiye lozan anlaşması ile bu zaferi kazandık am a bütün herşeyi de verdik neden 2023 de bitiyor altın madenleri olsun petroller olsun yanı hiç birini kullanamayacaz unutmayın kazandık ama elimizle herşeyi verdik

    1. TURK dedi ki:

      o zaman hakkında ne mok bilgin varki bazen ATATÜRKE kızıyorum bırak kurtarma TÜRKİYEyi bunların hepsi ingiliz,yunan,fransız vs.tohumu olsun bakalım yaşarlarsa.lozan anlaşmasının hangi şartlarda imzalandığı ATATÜRK maddeler kabul edilmediği zaman savaşmayı göze aldığı hakkında bilgin varmı.olmadığı belli
      Lozan’da 20 Kasım 1922’de başlayan ilk görüşmelerde Osmanlı borçları, Türk – Yunan sınırı, boğazlar, Musul, azınlıklar ve kapitülasyonlar üzerinde durulmuş ancak kapitülasyonların kaldırılması, İstanbul’un boşaltılması ve Musul konularında anlaşma sağlanamamıştır.

      Temel konularda tarafların taviz vermeye yanaşmaması üzerine 4 Şubat 1923’te görüşmeler kesildi. Tabii bu savaş ihtimalini gündeme getirdi. Başkomutan Mareşal Mustafa Kemal Paşa Türk Ordusu’na savaş hazırlıklarının başlamasını emretti ki Sovyetler Birliği de yeniden savaş çıkarsa bu sefer Türkiye’nin yanında savaşa gireceğini ilan etti. Haim Nahum Efendi öncülüğündeki azınlık temsilcileri de Türkiye’yi destekleyerek arabulucu oldular. Yeni bir savaşı ve kendi kamuoyunun tepkisini göze alamayan İtilaf Devletleri barış görüşmelerini tekrar başlatmak için Türkiye’yi tekrar Lozan’a çağırdı.
      ege denizindeki 12 ada lozan anlaşması değil 1912 osmanlının uşi anlaşması ile verildi.
      TARİHİNE SAHİP ÇIK VE OKU HER TARAFTA bilgi var sen tarafsız ögrenmek istersen.

    2. TURK dedi ki:

      LOZAN ZAFERİ, BATI’NIN TÜRKLÜĞÜ TARİHTEN SİLME PROJESİNİ YIKTI

      Bunun iki nedeni var. Birincisi, Sevr (Sevres) Antlaşması’nın Türklüğü tarihten silme ve Türkleri Avrupa’dan ve Anadolu’dan kovma projesi olduğunun ve Kurtuluş Savaşı’yla da bu alçak ve soysuz projenin önlendiğinin anlaşılmamasıdır. Batılı devletlerin Sevr Antlaşması ile güttükleri esas amaç, asırlar boyunca biriktirdikleri kinin etkisiyle Türklüğü tarihten silmek, Türkleri Avrupa’dan ve Anadolu’dan kopartarak gelmiş oldukları Orta Asya’ya sürmek ve Anadolu’yu sömürge haline getirmekti. Sevr Antlaşması, Anadolu’nun coğrafi, kültürel ve siyasi birliğini sona erdirecek ve Türk ulusal şuurunu zayıflatarak zamanla yok edecek şekilde dizayn edilmişti. Nitekim antlaşma hükümleri, batıda Trakya ile İzmir ve havalisini kapsayacak bir Yunan devletinin, doğuda bağımsız bir Ermenistan devletinin, Irak ve Suriye arasındaki bölgede ise bağımsız Kürdistan’ın kurulmasını öngörüyordu. Ayrıca Anadolu nüfuz bölgelerine ayrılarak, İtalyanların, Fransızların ve İngilizlerin yönetimine veriliyor, İstanbul ve Marmara Bölgesi uluslararası statü altına alınıyordu. Türklere bırakılan bölge ise egemenlik hakları en ağır şekilde sınırlanmış olan Ankara ile Kastamonu vilayetlerinden ve civarından ibaretti. Osmanlı’nın maliyesi, adliyesi, savunması ve tüm kurum ve kuruluşları yabancı kontrolü altında olacaktı. Kapitülasyonlar genişletilerek Türk milleti köle konumuna, yabancılar ve gayri Müslim ahali de Türk milletinin efendisi statüsüne getiriliyordu. Zavallı bir kukla konumuna indirgenen Padişah ve hükümet, uluslararası kontrol altındaki İstanbul’da ikamet edecekti.
      BATI, TÜRK ULUSU KAVRAMINI LOZAN SONRASINDA KABUL ETTİ

      Ama bir şey unutulmuş. O da büyük önder Atatürk’ün bu feci kaderi Kurtuluş Savaşı zaferiyle önleyeceği ve böylece Türk Ulusu’na can vereceği!..
      Lozan Antlaşması’nın en önemli işlevlerinden biri de, “Türk Ulusu”, “Türk Milleti” kavramının kabul edilmesine ve Türkiye Cumhuriyeti’nin tek ulus, yani “üniterlik” temeline dayandırılmasına zemin hazırlaması olmuştur. İsmet Paşa, çok ağır baskılara rağmen Lozan’da etnisite ve dil konularına girilmesini reddetmiş ve Müslüman olmayanlar dışında azınlık kabul etmemiştir. Bu tutumla güdülen amaç, Türkiye Cumhuriyeti’ni “kültür ulusçuluğu” üzerine inşa etmekti. Nitekim, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi, kökenlerine bakmadan bireyleri ortak bir kültüre mensup oldukları bilinci etrafında toplamak ve onları tek ulus yapısı içinde kaynaştırıp bütünleştirmektir. Esasında bu bilinç, bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin bekasının dayandığı ve toprakları üzerinde egemenlik ve bağımsızlığını sağlayan temel ögedir.
      EGE DENİZİ’NDEKİ ADALARI LOZAN ANTLAŞMASI DEĞİL OSMANLI VERDİ
      12 Adalar, Osmanlı Devleti’nin 1912’de imzaladığı Uşi Antlaşması ile İtalya’ya bırakılmıştı. Kuzey Ege adalarına gelince, bunları Balkan Savaşları sırasında Yunanistan, Averof zırhlısıyla tek kurşun atmadan işgal etmiş ve asker çıkarmıştı. Osmanlı’nın buna karşı koyacak donanması yoktu.
      Atatürk’e doğrudan hücum etme yerine, onun eseri ve Türk Milleti’nin tarihindeki en büyük siyasi zafer olan Lozan Antlaşması kötüleniyor. Bu şekilde Atatürk itibarsızlaştırılmak isteniyor. Son yıllarda Atatürk’e ve devrimlerine karşı yoğun bir karalama ve itibarsızlaştırma kampanyası yürütüldüğüne tanık oluyoruz. Bu çevreler Atatürk’ü diktatör, faşist ve din düşmanı olarak ilan etmek hususunda birbirleriyle yarışıyor.
      BATILI DEVLETLER TÜRKLERE KARŞI LOZAN’DA BOYUN EĞDİLER
      İngiltere’nin ünlü Başbakanı Winston Churchill hatıratında, “Lozan Antlaşması Sevr Antlaşması’yla yapılmak istenenin tam tersini gerçekleştirmiştir. Türklere kendi barış koşullarını dayatmak ve Türk Ulusu’nu tahrip etmek isteyen büyük devletler, şimdi Türklere boyun eğmek durumunda kalmışlardır” diyerek, Lozan’da Batı’nın, Atatürk Türkiyesi karşısında başını eğdiğini teslim etmiştir. Bu nedenle, asılsız ve mesnetsiz iddialarla Atatürk’ü Lozan Antlaşması üzerinden itibarsızlaştırmaya çalışma girişimlerini etik bir davranış olarak bulmuyor ve kınıyorum.
      “Ulusumuz, Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini atan Lozan Antlaşması’nı unutmamalı ve unutturmamalıdır” diyorum!..

  2. eda dedi ki:

    ben bunların hepsini aklımda tutamıyorum

    1. İremsu şahin dedi ki:

      Bende tutamıyorum

  3. Deniz Arda İliklerden dedi ki:

    Merhaba Bana göre bu site pok sıçmık gibi takip için youtube ptt1.lig

  4. çağtay dedi ki:

    bu site iyi miş

Yorum Yaz