7:55 pm - Perşembe Aralık 8, 2016

Kıtlık Nedir – Tarihteki Yaşanmış Kıtlıklar

Cumartesi, 5 Kasım 2016, 13:30 | Rehberlik Köşesi | 0 Yorum

Kıtlık Nedir, Yaşanmış Kıtlıkların Tarihi

Kıtlık, yaygın ve sürekli açlığa, etkilediği, insanların aşın zayıflayıp güçten düşmesine ve ölüm oranında önemli bir artışa yol açan aşın ve uzun süreli gıda darlığıdır. Gıda darlığı çekilen bölge ya da ülkedeki tüm sınıfları ve topluluktan şu ya da bu oranda etkileyen kıtlıklar genel kıtlık olarak adlandırılır. Ülkenin yalnızca bir bölümünde yoğunla­şan, ama çoğunlukla kıtlık bölgesindeki bütün toplulukları etkileyen kıtlıklar bölge­sel kıtlık biçiminde nitelenir. Gıda darlığı olan ülkede ya da bölgede yalnızca belli bir nüfus kesiminin, darlığın coğrafi yoğunlu­ğundan bağımsız olarak etkilenmesi duru­munda sınıfsal kıtlıktan söz edilir.

Kıtlık nedenleri genellikle doğal ve beşeri olmak üzere iki ana kategoride ele alınır. Kuraklık, aşırı yağmur ve taşkınlar, mev­simsiz soğuklar, tayfunlar, bitki hastalıkları ve ürünlere dadanan zararlı böcekler gibi doğal ya da fiziksel nedenler ürünlerin ve gıda kaynaklarının yok olmasına yol açabi­lir. Kuraklık, kıtlığın en sık karşılaşılan doğal nedeni olarak çorak ya da yarı çorak yerlerde açlığa yol açan başlıca etkendir. Sulamada yararlanılan önemli bir ırmağın kaynağında baş gösteren kuraklık, ırmağın suladığı bölgelerde kıtlığa yol açabilir.

Tarihte kayıtlara geçen ilk kıtlıklar İÖ 4. binyılda Mısır ve Ortadoğu’da görülmüştür. Bu ilk kıtlıklar, doğal çevrenin yoğun yerleşik tarıma elverişsizliğinden kaynak­landığı için fiziksel kıtlık olarak da nitelenir. 1700’lerden bu yana dünyanın kıtlık çekilen başlıca yöresi Asya’dır. Aşın nüfusun yol açtığı yiyecek yetersizliği bu kıtada yaşanan kıtlıkların çoğunda belirleyici olmuştur. Bunlar da geçimlik düzeyde ya da bu düzeyin biraz üzerinde tarımsal ürün elde edilen kurak, ama zaman zaman taşkınlara uğrayan yörelerde ortaya çıkmıştır. Aşırı nüfusa bağlı kıtlığın en sık görüldüğü ülke­lerin başında Hindistan ve Çin gelir. Hindis­tan’da Dekkan’da 1702-04 arasındaki kıtlık 2 milyonu aşkın can kaybına yol açmıştır. 1876-79 arasında Çin’in kuzeyini etkileyen kıtlıkta 9-13 milyon insanın öldüğü sanıl­maktadır. İrlanda’da 1846-47 yıllarında pa­tates ürününü yok eden bitki hastalığının yol açtığı kıtlık 2-3 milyon insanın ölümüyle sonuçlanmıştır. 1971-73 arasında kuraklık Etiyopya’da 1,5 milyon insanın ölmesine yol açmıştır. 1980’lerin ortalarında başlayan kıtlık Afrika’da Büyük Sahra’nın güneyin­deki kurak bölgede yaşayan 150 milyon insanın sağlığını tehdit etmektedir.

Siyasal ve kültürel nedenlerden kaynakla­nan kıtlıklar, doğal kıtlıkların çoğunun ter­sine, denetim altına alınabilir niteliktedir. Roma döneminde yaşanan uzun süreli ve yoğun kıtlıklar, Roma’nın ikmal olanakları­na karşın, yiyecek yetersizliği çekilen bölge­lere tahıl gönderilmemesinden kaynaklan­mıştır. Roma imparatorları servetlerini tahıl olarak biriktirdikleri için, başka bölgelerde kıtlık varken Roma’da tahıl stoklarının büyümesi olağan sayılmıştır. İÖ 436’da kıtlıktan Roma da etkilenmiş, binlerce Romalı açlıktan ölmektense Tiber Irmağına atlayarak boğulmayı yeğlemiştir.

Ortaçağ Avrupa’sında görülen kıtlıklar için kültürel kıtlık terimi kullanılır. Doğal nedenler ortaçağda da kıtlığa yol açmıştır; ama gıda yetersizliğini kötü beslenmeye, salgın hastalıklara (örn. Büyük Veba Salgı­nı) ve kıtlığa dönüştüren başlıca etken feodal toplum düzeni, kültürel alışkanlıklar ve aşırı nüfus olmuştur. Ortaçağda Britanya Adalarında en az 95, Fransa’da ise en az 75 kez kıtlık yaşanmıştır. 1235’te Londra’da 20 bin kişi kıtlıktan ölmüş, pek çok Londralı ölmemek için ağaç kabuklarını yemiştir.

Kıtlığın insanlardan kaynaklanan başlıca nedeni her dönemde savaş olmuştur. Savaş­lar sırasında ürün ve yiyeceklerin yok edilmesinin yanı sıra kuşatma ve abluka gibi taktiklerle yiyecek dağıtımı da büyük ölçü­de engellenmiştir. 16-18. yüzyıllar arasında Avrupa’nın doğusunu etkisi altına alan kıtlıklar ise siyasal niteliktedir. Bu dönemde Dogı Avrupa ülkeleri temel gıda maddelerimi üretimine ve dağıtımına siyasâl amaçlarl;: müdahale etmişler, bazen de bu etkinlikler tümüyle denetim altına almışlardır. Ayn dönemde savaşın yanı sıra bazı doğal neden ler de kıtlıkta rol oynamıştır. Macaristan’da kıtlık yıllarında (1505 ve 1586) bazı ana babaların sağ kalabilmek için kendi çocukla- nnı yedikleri bilinmektedir. Bu yıllarda kıtlık Rusya’yı da etkilemiş, 1600’de yakla­şık 500 bin kişi açlıktan ölmüştür. 19. yüzyılda savaş sırasında ürünleri ve gıda stoklarını bilerek yok etme taktiğine hem saldırı hem de savunma konumunda olan ordular sık sık başvurmuşlardır. Rusların 1812’de uyguladığı “ürün yakma” taktiği yalnızca Napoleon ordularının değil, bir­çok Rusun da açlıktan ölmesine yol açmıştır.

Amerika kıtasında 1051’de ortaya çıkan kıtlık Tolteklerin bugün Orta Meksika ola­rak bilinen yere göç etmelerine neden olmuştur. Bazı bilim adamlarına göre, Amerika’nın besin kaynaklarının çeşitliliği ve İnkaların yaygın bir gıda depolama sistemi geliştirmiş olmalan, burada kıtlığın etkilerini hafifletici rol oynamıştır. Ayrıca, Amerika’da yaşayan topluluklar Asya ve Avrupa’da yaşayanlar kadar yerleşik olma­dıkları için, kolayca başka yerlere göç edebilmişlerdir. Toltekler ya da Mesa Verde Yerlilerinin (bugün Colorado, ABD’de) bu tür göçlerle kıtlıklardan korunduğu sa­nılmaktadır.

Türklerin batıya doğru göç sürecine girme­leri Türkistan’da yaşanan uzun kıtlıkların bir sonucuydu. Göktürklerin Ergenekon, Uygurların Göç destanlarının ana teması da verimli topraklara göç olgusu” çevresinde gelişir. Ortaçağda Ortadoğu ve Anadolu’da ortaya çıkan kıtlıklar dönemin vakayiname­lerinde oldukça ayrıntılı biçimde anlatılır. Örneğin, Urfalı Mateos 952’de başlayan bir kıtlığın aralıksız yedi yıl sürdüğünü ve çok sayıda insanın öldüğünü yazar. 1069’daki benzer bir kıtlık sırasında Urfa ve yöresindeki halkın açlıktan kırıldığını, 1080’deki kıtlığın da Doğu Akdeniz ülkelerini etkile­diğini belirtir. Benzer bilgiler Selçuklu va­kayinamelerinde de görülür. Bu kaynaklara göre 11-13. yüzyıllar arasında Haçlı se­ferleri Anadolu’da sürekli kıtlığa yol aç­mış, 13. yüzyılda Anadolu’yu istila eden Moğollar da kırsal alandaki düzeni bozarak yıllarca süren bir kıtlığa neden olmuşlardır.

Osmanlı Devleti’nde 16. yüzyıldan sonra ciddi boyutlara varan kıtlık doğal nedenler­den çok, sürekli savaşlar gibi yapay etmen­lerin bir sonucuydu. 1683-99 arasında, genç nüfusun cephelere çekilmesi ve toprağın yeterince ekilememesi yüzünden Anadolu’ da sürekli bir kıtlık yaşandı. Osmanlı resmi belgelerinde 18. yüzyıl boyunca sürekli yiyecek sıkıntısı çekildiği ve buna muhtekir­lerin (vurguncu) neden olduğu belirtilir. 1732’de doğal nedenlerle ortaya çıkan kıtlı­ğı 1787-92 arasında savaşın yol açtığı daha büyük bir kıtlık izledi. Bu kıtlık sırasında ortaya çıkan fiyat artışlarının İstanbul’da hükümetin uygulamaya koyduğu yed-i vahid (ürünün hükümetin belirlediği fiyattan satılması) yöntemiyle de önlenememesi baş­kentte karışıklıklara neden oldu.

 

19. yüzyılda en büyük kıtlıklar 1875’te ve halkın “Büyük Seferberlik” dediği Osmanlı-Rus Savaşı sırasında (1877-78) görüldü. I. Dünya Savaşı (1914-18) yıllarında, bir milyondan fazla çalışan insanın cephelere gön­derilmesi ve Anadolu’da görülen kolera salgını büyük bir kıtlığa yol açtı. Cumhuriyet döneminde ise 1929-31 arasında kuraklıktan kaynaklanan bir kıtlık yaşandı.

Kıtlık tehlikesi günümüzde de varlığını korumaktadır. Bunun en iyi örneği son yıllarda Somali’de yaşanan kıtlıktır. Ama yiyecek ithal etme olanakları ve uluslararası yardım örgütlerinin çabaları kıtlığın etkileri­ni hafifletebilmektedir. Kıtlık nedir ve tarihte yaşanmış kıtlıklar hakkında bilgiler verdik.

 2017 YGS Soruları ve Yorumlar İçin Tıkla

Yorum Yazın

Yararlı Bağlantılar