Milli Edebiyat Dönemi Özellikleri

Cumartesi, 5 Kasım 2016, 13:07 | Öğrenciye Bilgiler | 0 Yorum

Milli Edebiyat Dönemi (1911 – 1923)

Edebiyatta konu ve biçim bakımından yerli kaynaklara yönelmeyi amaç edinen şair ve yazarların oluşturduğu bir anlayışla ortaya çıkar. “Türkçülük” düşüncesini temel alan ürünler ortaya konmuştur.

Milli Edebiyat Dönemi Özellikleri , Milli Edebiyat Döneminde yazılan roman, öykü ve şiirlerin genel özellikleri , Milli Edebiyat Dönemi edebi anlayışı

a. Milli Edebiyat Döneminin özellikleri

II. Abdülhamit’in baskı yönetimine karşı kurulan İttihat ve Terakki Cemiyet’i yöneticileri Osmanlı’ya karşı Makedonya’da ayaklanır ve II. Abdülhamit 1908’de II. Meşrutiyet’i ilan etmek zorunda kalır. Bu tarihten sonra eskiye dönme çabaları hız kazanır. 1909’da İstanbul’da gerici 31 Mart Ayaklanması patlak verir. Bu ayaklanmayı, içinde Mustafa Kemal’in de 5 bulunduğu Selanik’ten gelen Harekat Ordusu bastırır ve II. Abdülhamit tahttan indirilir.

II. Meşrutiyetin ilanıyla Osmanlının başkentinde politik ortam birdenbire durulmaz. Bu karışıklığı fırsat bilen italya, Trablusgarb’a saldırır. İçinde Mustafa Kemal’in de bulunduğu pek çok subay kendi olanaklarıyla Trablus’a geçer. Osmanlının bu durumundan yararlanan Balkan devletleri ayaklanır ve Balkan Savaşları başlar.

Avrupa’da ise siyasi dengeler çok hızlı değişmektedir. Almanya ve İtalya’nın sanayileşme sürecini tamamlamaları ve sömürge yarışları Avrupa’da bir savaşı kaçınılmaz kılmıştır. Almanya, Avusturya – Macaristan ve italya “üçlü ittifak” adı altında toplanırken, Fransa, İngiltere ve Rusya “üçlü itilaf” devletlerini oluşturur.

Balkan savaşlarından sonra orduya Alman subaylarının kontrolünde çeki düzen vermeyi amaçlayan “İttihat ve Terakki” hükümetleri döneminde Alman etkisinde kalan Enver Paşa başkomutan olunca Almanya yanında savaşa girilir.
Osmanlı I. Dünya Savaşı’nda Hicaz, Yemen, Mısır, Irak, Suriye, Filistin, Galiçya, Romanya, Makedonya ve Çanakkale’de savaşmak zorunda kalır.

Bu cepheler içinde tek başarı Çanakkale’de kazanılır. Bu zafer sonucunda Çanakkale’yi geçemeyen İngiliz ve Fransızlar, Ruslara yardım gönderemezler, zayıf düşen Rusya’da Bolşevik devrimi başlar ve Rusya savaştan çekilir. I. Dünya Savaşı, Amerika’nın savaşa girmesiyle sona erer. 1918’de Mondros Ateş- kes’i imzalanır ve 1920’de Sevr Antlaşması’yla Osmanlı resmen paylaşılır.
Mustafa Kemal ve ona inanan insanların çabasıyla Anadolu’da başlayan direniş, 1920’de Millet Meclisi’nin açılmasıyla Kurtuluş Savaşı’nı başlatır. Üç yıl süren zorlu mücadele sonunda, 9 Eylül 1923’te Yunanlıların İzmir’den atılmasıyla zafere ulaşılır.

b. Dönem Edebiyatının Genel Özellikleri

1789’da gerçekleşen Fransız İhtilali dünyaya ulusçuluk düşüncesini yaydı. Osmanlı etnik ve sosyolojik nedenlerle zamanla bundan etkilendi.

1908 II. Meşrutiyet’in ilanından sonra Osman¬lı’da dört görüş hakimdi: Batıcılık, Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük.
Batıcılık, Osmanlının kurtuluşunu tamamen Do¬ğu kültüründen sıyrılıp Batılı değerlere bağlanmakta görüyordu. Ancak bu görüş zamanla değerini yitirdi. Çünkü Tanzimat’la başlayan Batılılaşma hareketleri Osmanlıyı Batıyı taklit eden bir sömürge durumuna düşürmüştü.

Osmanlıcılık, imparatorluk içinde yaşayan Türk, Arap, Rum, Ermeni, Arnavut, Sırp ve Bulgarları Osmanlılık ruhu İçinde eritmeyi planlıyordu. Ancak Bal¬kanlardaki ulusların ayaklanmaları ve Balkan Savaşı sonunda bağımsızlıklarını ilan etmeleri, bu görüşü de geçersiz kıldı.

Özellikle Mehmet Akif’in savunduğu İslamcılık düşüncesi ise tüm Müslüman devletleri bir araya toplayan bir İslam devleti öngörüyordu. Yine Yemen’de çıkan ayaklanma bu görüşü geçersiz kıldı.

Tüm bu gelişmeler Türkçülük ve Türk milliyetçiliğinin güçlenmesini sağladı. Türk Yurdu, Türk Ocağı, Yeni Mecmua gibi dergiler, Türkçülük düşüncesini geliştiren yayınlar oldu. Böylece “Milli edebiyat” da oluş¬maya başladı.

Milli edebiyatın köklerini Tanzimat’ta aramak gerekir. Ahmet Vefik Paşa (Lehçe-i Osmani) Ahmet Cevdet Paşa ve Şemsettin Sami’nin dil ve tarih çalışmaları 20. yüzyılda sosyal bir akıma dönüştü denilebilir.

Milli edebiyatın oluşmasındaki en önemli etkenlerden biri de Mehmet Emin Yurdakul’un şiirleridir. M.Emin Yurdakul, 1876’da Sırpların ayaklanmasıyla başlayan 1897’deki Osmanlı-Yunan Savaşına kadar süren süreçte bu olaylara tepki olarak bir şiir yazar. Selanik’te çıkan Asır gazetesinde yayımlanan “Cenge Giderken” şiiri hece ölçüsüyle ve yalın bir dille yazılmıştır. Şiirde: “Ben bir Türk’üm; dinim, cinsim uludur” ifadesi göze çarpar. Servet-i Fünun döneminde oluşan bu şiirdeki görüşler, ll. Meşrutiyet’ten sonra bilinçli bir çizgiye oturur ve bir akım niteliği kazanır.

Miili edebiyatı asıl başlatan kişilerse yine Selanik’te Nisan 1911’de “Genç Kalemler” dergisini çıkaran Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp ve Ali Canip Yöntem’dir, Derginin ilk sayısında, imzasız olsa da, Ömer Seyfettin tarafından yazıldığı anlaşılan “Yeni Lisan” adlı bir makale vardır. Bu makale Mil|i edebiyatın bildirgesi niteliğindedir. Ulusal dile ve dilin ulusallaşma ile olan ilgisine dikkat çeker.

 2017 YGS Soruları ve Yorumlar İçin Tıkla

Yorum Yazın

Yararlı Bağlantılar