Unduly İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Unduly İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Unduly Nedir?

Unduly, “gereksiz bir şekilde, aşırı derecede, haksız yere” gibi anlamlara gelir.

Örnek cümleler:

  1. She was unduly harsh on her employees. (O, çalışanlarına haksız yere sert davrandı.)
  2. The punishment seems unduly harsh for such a minor offence. (Bu kadar küçük bir suç için ceza aşırı görünüyor.)
  3. I felt unduly nervous before the interview. (Görüşmeden önce gereksiz yere sinirli hissettim.)
  4. The teacher’s expectations were unduly high. (Öğretmenin beklentileri aşırı derecede yüksekti.)
  5. His criticism was unduly harsh and hurtful. (Eleştirisi aşırı derecede sert ve inciticiydi.)
  6. The company was unduly influenced by the opinions of its shareholders. (Şirket, hissedarlarının görüşleri tarafından gereksiz yere etkilendi.)
  7. The court found that the defendant had been unduly influenced by his attorney. (Mahkeme, sanığın avukatı tarafından haksız yere etkilendiğine karar verdi.)
  8. The media coverage of the event was unduly sensationalized. (Olayın medyadaki yansıması gereksiz derecede duyuruldu.)
  9. The proposed legislation would unduly restrict freedom of speech. (Önerilen yasa özgür konuşma özgürlüğünü haksız yere kısıtlar.)
  10. The decision was unduly influenced by political considerations. (Karar, siyasi düşünceler tarafından haksız yere etkilendi.)
  11. The new regulations unduly burden small businesses. (Yeni düzenlemeler küçük işletmeleri gereksiz yere zorluyor.)
  12. The judge’s bias was unduly evident during the trial. (Hakimin önyargısı duruşma boyunca aşırı derecede belli oldu.)
  13. The company’s advertising was unduly misleading. (Şirketin reklamları gereksiz yere yanıltıcıydı.)
  14. The athlete was unduly penalized for a minor infraction. (Sporcu küçük bir ihlal için haksız yere cezalandırıldı.)
  15. The mayor’s decision was unduly influenced by his personal beliefs. (Belediye başkanının kararı kişisel inançları tarafından haksız yere etkilendi.)
  16. The proposal to increase taxes is unduly burdensome on middle-class families. (Vergileri arttırma önerisi orta sınıf aileleri gereksiz yere zorluyor.)
  17. The regulations place an unduly heavy burden on small farmers. (Düzenlemeler küçük çiftçiler üzerinde aşırı derecede yük getiriyor.)
  18. The employee was unduly criticized for a mistake that was not his fault. (Çalışan hatası olmayan bir hata için haksız yere eleştirildi.)
  19. The company’s policy is unduly restrictive and limits employee creativity. (Şirketin politikası gereksiz derecede kısıt
  1. The government’s surveillance measures are unduly intrusive and violate citizens’ privacy. (Hükümetin gözetim önlemleri gereksiz derecede müdahaleci ve vatandaşların gizliliğini ihlal ediyor.)

Bu yazıya ilk yorumu sen yaz!

Hemen Yorum Yaz

Adını veya rumuzunu yazabilirsin.