Undue İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Undue İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Undue Nedir?

Undue, “hak etmeyen” veya “gereksiz” anlamlarına gelir. Bir şeyin yapılması veya alınması için uygun bir nedenin veya haklı bir sebebin olmaması durumunda kullanılır.

Örnek cümleler:

  1. Undue pressure from his boss forced him to quit his job. (Patronundan gelen gereksiz baskı, işinden istifa etmesine neden oldu.)

  2. She was accused of using undue influence to get the promotion. (Terfi için gereksiz etki kullanmakla suçlandı.)

  3. The judge dismissed the case due to undue delay in the trial. (Davada gereksiz gecikme nedeniyle hakim dava dosyasını reddetti.)

  4. The teacher received undue criticism from parents over the homework assignment. (Öğretmen, ödev konusunda velilerden gereksiz eleştiri aldı.)

  5. The company was sued for undue use of customer information. (Şirket, müşteri bilgilerinin gereksiz kullanımı nedeniyle dava edildi.)

  6. He felt that the punishment was undue for the crime he had committed. (Yaptığı suç için aldığı cezanın gereksiz olduğunu hissetti.)

  7. The criticism he received for his work was undue and unfair. (İşleri için aldığı eleştiri gereksiz ve adil değildi.)

  8. The company was accused of showing undue preference to certain suppliers. (Şirket, belirli tedarikçilere gereksiz ayrıcalık göstermekle suçlandı.)

  9. She felt that the attention she received was undue and made her uncomfortable. (Aldığı ilginin gereksiz olduğunu hissetti ve rahatsız oldu.)

  10. The criticism he received was undue and he took it personally. (Aldığı eleştiri gereksizdi ve onu kişisel olarak aldı.)

  11. The company was accused of giving undue credit to one of its employees. (Şirket, çalışanlarından birine gereksiz kredi vermekle suçlandı.)

  12. The lawsuit was dismissed due to undue influence on the jury. (Jürinin üzerinde gereksiz etki nedeniyle dava reddedildi.)

  13. The company was fined for using and unfair business practices. (Şirket, gereksiz ve adil olmayan iş uygulamaları nedeniyle cezalandırıldı.)

  14. She was accused of using undue force to discipline her children. (Çocuklarını disipline etmek için gereksiz güç kullanmakla suçlandı.)

  15. The politician was criticized for receiving undue favors from his supporters. (Politikacı, destekçilerinden gereksiz ayrıcalıklar aldığı için eleştirildi.)

  16. The company was accused of giving undue preference to certain employees. (Şirket, belirli çalışanlara gereksiz ayrıcalık tanımakla suçlandı.)

  17. The lawyer was accused of using undue influence on the jury during the trial. (Avukat, davada jüri üzerinde gereksiz etki kullanmakla suçlandı.)

  18. The artist received undue criticism for his controversial artwork. (Sanatçı, tartışmalı sanat eserleri için gereksiz eleştiri aldı.)

  19. The politician was accused of using undue influence to get the project approved. (Projenin onayını almak için gereksiz etki kullanmakla suçlandı.)

  20. The employee felt that the workload he was given was undue and unreasonable. (Verilen iş yükünün gereksiz ve makul olmadığını hissetti.)

Bu yazıya ilk yorumu sen yaz!

Hemen Yorum Yaz

Adını veya rumuzunu yazabilirsin.