Tremble İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Tremble İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Tremble

Tremble, Türkçe anlamıyla “titremek” veya “ürpermek” demektir. İşte örnek cümleler:

  1. She trembled with fear when she heard the loud noise. (Loud sesi duyduğunda korkudan titredi.)
  2. The ground trembled when the earthquake hit. (Deprem geldiğinde yer titredi.)
  3. He trembled with excitement before his first skydiving experience. (İlk skydiving deneyiminden önce heyecandan titredi.)
  4. The leaves on the trees trembled in the wind. (Ağaçlardaki yapraklar rüzgarda titredi.)
  5. She couldn’t stop trembling after the cold water hit her. (Soğuk su ona temas ettikten sonra titremeyi durduramadı.)
  6. He felt his knees trembling as he approached the stage to give his speech. (Konuşma yapmak için sahneye yaklaştıkça dizleri titredi.)
  7. The fear of heights made her tremble when she looked down from the top of the building. (Yükseklik korkusu, binaların tepesinden aşağıya baktığında onu titretti.)
  8. Her voice trembled with emotion as she recounted her experience. (Deneyimini anlatırken sesi duygusal olarak titredi.)
  9. The cold weather made his hands tremble. (Soğuk hava elini titretti.)
  10. She felt a sudden tremble in her legs after a long run. (Uzun bir koşudan sonra bacaklarında ani bir titreme hissetti.)
  11. He trembled with anger when he heard the news. (Haberleri duyduğunda öfkeyle titredi.)
  12. She couldn’t help but tremble when she saw the spider crawling towards her. (Örümcek ona doğru tırmanırken titrememek için kendini tutamadı.)
  13. The excitement of the crowd made the stadium tremble. (Kalabalığın heyecanı stadyumu titretti.)
  14. His voice trembled with vulnerability as he admitted his mistakes. (Hatalarını kabul ederken, sesi hassasiyetle titredi.)
  15. The car trembled as it drove over the bumpy road. (Araba çukurlu yoldan geçerken titredi.)
  16. She felt a slight tremble in her hands after drinking too much coffee. (Çok fazla kahve içtikten sonra ellerinde hafif bir titreme hissetti.)
  17. The old man’s voice trembled as he spoke about his memories. (Yaşlı adamın anılarından bah

settiği konuşması sırasında sesi titredi.)
18. The fear of flying made her tremble during takeoff. (Uçağın havalanması sırasında uçak korkusu onu titretti.)

  1. The dancer’s body trembled with exhaustion after the performance. (Dansçının performansından sonra bedeni yorgunluktan titredi.)
  2. She felt a slight tremble in her voice as she spoke to her crush. (Sevgilisiyle konuşurken sesinde hafif bir titreme hissetti.)

Tremble kelimesinin farklı durumları farklı anlamlara gelir. Ancak genel anlamı “titremek” olduğu için, örnek cümleler de farklı durumlarda kullanılmıştır.

Bu yazıya ilk yorumu sen yaz!

Hemen Yorum Yaz

Adını veya rumuzunu yazabilirsin.