Tedious İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Tedious İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Tedious İle İlgili Cümleler

Tedious, Türkçe’de “sıkıcı, yorucu, usandırıcı” anlamına gelir. İşte tedious kelimesinin İngilizce cümle içinde kullanımına örnekler:

  1. It was a tedious journey, I wish I had taken the plane instead. (Sıkıcı bir yolculuktu, keşke uçakla gitseydim.)
  2. Watching this movie is so tedious, I can’t wait for it to be over. (Bu filmi izlemek çok sıkıcı, bitmesini sabırsızlıkla bekliyorum.)
  3. Cleaning the house can be a very tedious task. (Ev temizliği yapmak çok yorucu bir iş olabilir.)
  4. The meeting went on for hours and it was tedious. (Toplantı saatlerce sürdü ve çok usandırıcıydı.)
  5. Reading this book is tedious, I can’t get into it. (Bu kitabı okumak sıkıcı, içine giremiyorum.)
  6. The process of filling out this form is tedious and time-consuming. (Bu formu doldurmak yorucu ve zaman alıcı bir süreç.)
  7. The task of writing a 10-page paper can be quite tedious. (10 sayfalık bir makale yazma görevi oldukça sıkıcı olabilir.)
  8. The tedious process of learning a new language can be very rewarding in the end. (Yeni bir dil öğrenme süreci yorucu olsa da sonunda çok ödüllendirici olabilir.)
  9. The assembly line work can be tedious and monotonous. (Montaj hattı işi sıkıcı ve monoton olabilir.)
  10. Grading papers can be a very tedious task for teachers. (Öğretmenler için ödevleri değerlendirmek çok sıkıcı bir görev olabilir.)
  11. Waiting in line for hours can be a tedious experience. (Saatlerce kuyrukta beklemek sıkıcı bir deneyim olabilir.)
  12. The job of data entry can be very tedious but it needs to be done accurately. (Veri girişi işi çok yorucu olabilir ama doğru yapılması gerekiyor.)
  13. The process of unpacking after a move can be tedious and overwhelming. (Taşınma sonrası eşyaların açılma süreci sıkıcı ve bunaltıcı olabilir.)
  14. The task of organizing a messy room can be tedious but it’s worth it in the end. (Dağınık bir odanın düzenlenmesi işi yorucu olabilir ama sonunda buna değer.)
  15. Some people find repetitive tasks to be tedious while others find them relaxing. (Bazı insanlar tekrarlayan görevleri sıkıcı bulurken, diğerleri rahatlatıcı bulur.)
  16. The process of memorizing lines for a play can be tedious but necessary. (Bir oyun için replikleri ezberlemek yorucu ama gereklidir.)
  17. Painting a large room can be a tedious task, but the end result is worth it. (Büyük bir odanın boyanması yorucu bir iş olabilir, ama sonuç olarak buna değer.)
  18. The task of

cleaning up after a party can be tedious, but it’s important to leave the space tidy. (Bir partiden sonra temizlik yapmak sıkıcı olabilir, ama mekanı temiz bırakmak önemlidir.)
19. The process of reviewing and editing a long document can be tedious, but it’s necessary for accuracy. (Uzun bir belgeyi gözden geçirme ve düzenleme süreci yorucu olabilir, ama doğruluk için gereklidir.)

  1. Learning to play an instrument can be a tedious process, but the end result is rewarding. (Bir enstrüman çalmayı öğrenmek sıkıcı bir süreç olabilir, ama sonuç olarak ödüllendiricidir.)

Bu yazıya ilk yorumu sen yaz!

Hemen Yorum Yaz

Adını veya rumuzunu yazabilirsin.