Subsist On İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Subsist On İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Subsist On Nedir?

Subsist On, “bir şey üzerinde hayatta kalmak” anlamına gelen bir deyimdir. Bu deyim, bir kişinin veya organizmanın, sadece belirli bir kaynak üzerinde hayatta kalması anlamına gelir.

Örnek Cümleler:

  1. Some people in the world subsist on very little food. (Dünyadaki bazı insanlar çok az yiyecek ile hayatta kalırlar.)
  2. The bird subsists on a diet of insects and berries. (Kuş böcek ve meyvelerle beslenerek hayatta kalır.)
  3. In the wilderness, you have to subsist on what you can find. (Vahşi doğada bulabildiklerinizle hayatta kalmalısınız.)
  4. The prisoners subsisted on bread and water. (Mahkumlar ekmek ve su ile hayatta kaldılar.)
  5. The tribe subsisted on hunting and gathering. (Kabile avlanarak ve toplayarak hayatta kaldı.)
  6. During the war, people had to subsist on rationed food. (Savaş sırasında insanlar kısıtlı gıda ile hayatta kalmak zorunda kaldılar.)
  7. Some animals can subsist on very little water. (Bazı hayvanlar çok az su ile hayatta kalabilirler.)
  8. The homeless man subsisted on whatever he could find in the garbage. (Evsiz adam çöpte bulabildiği her şeyle hayatta kalmaya çalıştı.)
  9. The plant subsists on sunlight and water. (Bitki güneş ve su ile hayatta kalır.)
  10. The explorers subsisted on dried food during their expedition. (Kaşifler keşifleri sırasında kurutulmuş gıdalarla hayatta kaldılar.)
  11. In the desert, people often have to subsist on their own sweat. (Çölde insanlar sıklıkla kendi terleriyle hayatta kalmak zorunda kalırlar.)
  12. The fish subsist on algae and small crustaceans. (Balıklar alg ve küçük kabuklularla beslenerek hayatta kalırlar.)
  13. The family subsisted on government aid after losing their jobs. (Aile işlerini kaybettikten sonra hükümet yardımı ile hayatta kaldılar.)
  14. The athlete subsisted on a strict diet of protein and vegetables. (Sporcu protein ve sebzelerden oluşan sıkı bir diyetle hayatta kaldı.)
  15. The soldier subsisted on canned food while on the battlefield. (Asker savaş alanında konserve gıdalarla hayatta kaldı.)
  16. The city’s homeless population subsists on donations from charities. (Şehrin evsiz nüfusu hayır kurumlarının bağışlarıyla hayatta kalıyor.)
  17. The plant species is able to subsist on very little soil. (Bitki türü çok az toprakla hayatta kalabilir.)
  18. The indigenous people subsisted on fishing and farming. (Yerli halk balıkçılık ve tarım yaparak hayatta kaldılar.)
  19. During the famine, many people had to subsist on grass and leaves. (
  1. During the famine, many people had to subsist on grass and leaves. (Kıtlık sırasında birçok insan ot ve yapraklarla hayatta kalmak zorunda kaldı.)
  2. The astronaut subsisted on pre-packaged meals while in space. (Astronot uzayda pre-paketlenmiş öğünlerle hayatta kaldı.)

Bu yazıya ilk yorumu sen yaz!

Hemen Yorum Yaz

Adını veya rumuzunu yazabilirsin.