Stumble İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Stumble İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Stumble Nedir?

Stumble kelimesi, takılıp düşmek veya sendelemek anlamına gelir. Aynı zamanda rastgele veya tesadüfen bir şey keşfetmek anlamında da kullanılır.

Örnek Cümleler:

  1. I stumbled on the stairs and twisted my ankle. (Takıldım merdivenlerde ve ayak bileğimi burktum.)
  2. He stumbled through his speech and forgot what he was supposed to say. (Konuşması sırasında tökezledi ve ne söylemesi gerektiğini unuttu.)
  3. The hiker stumbled upon a beautiful waterfall in the forest. (Dağcı ormanda güzel bir şelale keşfetti.)
  4. She stumbled into a great job opportunity by chance. (Tesadüfen harika bir iş fırsatıyla karşılaştı.)
  5. The actor stumbled over his lines and had to start the scene again. (Oyuncu repliklerini unutarak tökezledi ve sahneyi yeniden başlatmak zorunda kaldı.)
  6. I stumbled across an old photo album while cleaning out my attic. (Çatı katımı temizlerken eski bir fotoğraf albümüne rastladım.)
  7. He stumbled along the dark alley, trying to find his way back to the hotel. (Karanlık bir ara sokakta sendeledi, oteline geri dönmeye çalışıyordu.)
  8. She stumbled onto a secret document that could solve the case. (Vakayı çözebilecek gizli bir belgeye tesadüfen rastladı.)
  9. He stumbled upon the perfect gift for his girlfriend in the antique store. (Antika dükkânında kız arkadaşı için mükemmel bir hediye keşfetti.)
  10. The basketball player stumbled and fell while trying to make a dunk. (Dunk yapmaya çalışırken takıldı ve düştü.)
  11. The journalist stumbled on a major scandal while investigating the politician. (Politikacıyı araştırırken önemli bir skandal keşfetti.)
  12. The children stumbled over each other as they ran around the playground. (Çocuklar oyun alanında koşarken birbirlerine takıldılar.)
  13. The tourist st

    umbled off the beaten path and discovered a hidden gem of a restaurant. (Turist, ana yoldan saparak gizli bir mücevher gibi bir restoran keşfetti.)

  14. The company stumbled upon a new technology that could revolutionize the industry. (Şirket, endüstriyi devrimleştirebilecek yeni bir teknolojiye tesadüfen rastladı.)
  15. The toddler stumbled and fell while learning to walk. (Yürümeyi öğrenirken takıldı ve düştü.)
  16. The musician stumbled over the chords but managed to recover quickly. (Müzisyen akorları unutarak tökezledi ancak hızlıca toparlandı.)
  17. He stumbled through the difficult math problem and finally solved it. (Zor matematik problemini çözmek için mücadele etti ve sonunda başardı.)
  18. She stumbled across a rare book in the library and was thrilled. (Kütüphanede nadir bir kitaba rastladı ve heyecanlandı.)
  19. The athlete stumbled and almost lost the race. (Sporcu tökezledi ve yarışı neredeyse kaybediyordu.)
  20. The writer stumbled upon a unique story idea while walking in the park. (Yürürken parkta benzersiz bir hikaye fikrine tesadüfen rastladı.)
  21. He stumbled into a heated argument with his neighbor about the noise. (Gürültü nedeniyle komşusuyla hararetli bir tartışmaya girdi.)
  22. The group stumbled upon a breathtaking view at the top of the mountain. (Grup dağın zirvesinde nefes kesen bir manzaraya tesadüfen rastladı.)

Bu yazıya ilk yorumu sen yaz!

Hemen Yorum Yaz

Adını veya rumuzunu yazabilirsin.