Stultify İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Stultify İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Stultify (verb) – to cause someone or something to become dull, boring or ineffective

  1. The monotonous lectures stultified the students. (Sıkıcı dersler öğrencileri baydırdı.)
  2. The repetitive tasks at work stultify me. (Tekrarlayan işler beni etkisizleştiriyor.)
  3. The lack of creativity in the project stultified the team. (Projenin yaratıcılık eksikliği takımı etkisizleştirdi.)
  4. The tedious routine of his life stultified him. (Hayatındaki sıkıcı rutin onu etkisizleştirdi.)
  5. The constant criticism stultified her confidence. (Sürekli eleştiri onun özgüvenini kırdı.)
  6. The restrictive rules stultified the employees’ creativity. (Kısıtlayıcı kurallar çalışanların yaratıcılığını etkisizleştirdi.)
  7. The uninspired writing stultified the readers’ interest. (İlham verici olmayan yazılar okuyucuların ilgisini azalttı.)
  8. The boring presentation stultified the audience. (Sıkıcı sunum izleyicileri baydırdı.)
  9. The lack of challenges stultified his growth. (Zorlukların eksikliği onun gelişimini durdurdu.)
  10. The unchanging routine stultified their relationship. (Değişmeyen rutin ilişkilerini sıradanlaştırdı.)
  11. The overprotective parents stultified their children’s independence. (Aşırı koruyucu ebeveynler çocuklarının bağımsızlığını engelledi.)
  12. The rigid structure of the organization stultified innovation. (Kuruluşun katı yapısı yeniliği engelledi.)
  13. The mundane tasks stultified the creativity of the team. (Sıradan işler takımın yaratıcılığını köreltti.)
  14. The predictable plot stultified the enjoyment of the movie. (Tahmin edilebilir hikaye film keyfini azalttı.)
  15. The lack of resources stultified the project’s success. (Kaynak eksikliği proje başarısını etkisizleştirdi.)
  16. The monotonous music stultified the party. (Monoton müzik parti havasını bozdu.)
  17. The strict rules stultified the students’ enthusiasm for learning. (Katı kurallar öğrenmeye olan öğrencilerin heyecanını kırdı.)
  18. The bland food stultified our taste buds. (Lezzetsiz yemek tat alma duyularımızı köreltti.)
  19. The repetitive exercises stultified his workout routine. (Tekrarlayan egzersizler antrenman rutinini sıkıcı hale getirdi.)
  20. The unvaried landscape stultified the scenic drive. (Monoton manzara, manzaralı yolculuğu sıkıcı hale getirdi.)

Stultify (verb) – to cause someone or something to become dull, boring or ineffective

  1. The monotonous lectures stultified the students. (Sıkıcı dersler öğrencileri baydırdı.)
  2. The repetitive tasks at work stultify me. (Tekrarlayan işler beni etkisizleştiriyor.)
  3. The lack of creativity in the project stultified the team. (Projenin yaratıcılık eksikliği takımı etkisizleştirdi.)
  4. The tedious routine of his life stultified him. (Hayatındaki sıkıcı rutin onu etkisizleştirdi.)
  5. The constant criticism stultified her confidence. (Sürekli eleştiri onun özgüvenini kırdı.)
  6. The restrictive rules stultified the employees’ creativity. (Kısıtlayıcı kurallar çalışanların yaratıcılığını etkisizleştirdi.)
  7. The uninspired writing stultified the readers’ interest. (İlham verici olmayan yazılar okuyucuların ilgisini azalttı.)
  8. The boring presentation stultified the audience. (Sıkıcı sunum izleyicileri baydırdı.)
  9. The lack of challenges stultified his growth. (Zorlukların eksikliği onun gelişimini durdurdu.)
  10. The unchanging routine stultified their relationship. (Değişmeyen rutin ilişkilerini sıradanlaştırdı.)
  11. The overprotective parents stultified their children’s independence. (Aşırı koruyucu ebeveynler çocuklarının bağımsızlığını engelledi.)
  12. The rigid structure of the organization stultified innovation. (Kuruluşun katı yapısı yeniliği engelledi.)
  13. The mundane tasks stultified the creativity of the team. (Sıradan işler takımın yaratıcılığını köreltti.)
  14. The predictable plot stultified the enjoyment of the movie. (Tahmin edilebilir hikaye film keyfini azalttı.)
  15. The lack of resources stultified the project’s success. (Kaynak eksikliği proje başarısını etkisizleştirdi.)
  16. The monotonous music stultified the party. (Monoton müzik parti havasını bozdu.)
  17. The strict rules stultified the students’ enthusiasm for learning. (Katı kurallar öğrenmeye olan öğrencilerin heyecanını kırdı.)
  18. The bland food stultified our taste buds. (Lezzetsiz yemek tat alma duyularımızı köreltti.)
  19. The repetitive exercises stultified his workout routine. (Tekrarlayan egzersizler antrenman rutinini sıkıcı hale getirdi.)
  20. The unvaried landscape stultified the scenic drive. (Monoton manzara, manzaralı yolculuğu sıkıcı hale getirdi.)

Bu yazıya ilk yorumu sen yaz!

Hemen Yorum Yaz

Adını veya rumuzunu yazabilirsin.