Staccato İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Staccato İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Staccato Nedir?

Staccato, müzikte notaların kısa ve kesik çalınması anlamına gelir. Bu kelime, İtalyanca “staccare” kelimesinden gelir ve “kesmek” anlamına gelir.

  1. The pianist played the piece with a staccato touch, creating a lively and playful rhythm. (Piyano sanatçısı, canlı ve oyunbaz bir ritim oluşturarak parçayı staccato dokunuşuyla çaldı.)
  2. She spoke in a staccato voice, making it difficult for me to understand her. (O, staccato bir sesle konuştu, bu da benim onu anlamamı zorlaştırdı.)
  3. The drummer used a staccato beat to add excitement to the song. (Davulcu, şarkıya heyecan katmak için staccato bir ritim kullandı.)
  4. The violinist’s staccato notes added a sense of urgency to the music. (Keman sanatçısının staccato notaları, müziğe bir aciliyet hissi kattı.)
  5. The singer’s staccato delivery gave the song a unique and memorable quality. (Şarkıcının staccato teslimi, şarkıya eşsiz ve unutulmaz bir kalite kattı.)
  6. The conductor instructed the orchestra to play the section with a staccato style. (Şef, orkestraya staccato bir tarzda bölümü çalmaları için talimat verdi.)
  7. The guitar riff was played with a staccato attack, giving it a sharp and edgy sound. (Gitar riffleri, keskin ve köşeli bir sese sahip olması için staccato bir saldırıyla çalındı.)
  8. The percussionist used a staccato stroke to create a distinctive rhythm. (Vurmalı çalgıcı, belirgin bir ritim oluşturmak için staccato bir vuruş kullandı.)
  9. The trumpet player’s staccato notes added a sense of drama to the piece. (Trompetçinin staccato notaları, esere bir dramatik his kattı.)
  10. The singer’s staccato phrasing emphasized the lyrics and added depth to the song. (Şarkıcının staccato söyleyişi, sözleri vurguladı ve şarkıya derinlik kattı.)
  11. The pianist played the staccato notes with precision and clarity. (Piyano sanatçısı, staccato notaları kesinlikle ve açık bir şekilde çaldı.)
  12. The drum solo was filled with staccato beats and fast fills. (Davul solosu, staccato ritimlerle dolu ve hızlı dolgularla doluydu.)
  13. The violinist’s staccato bowing technique added a sense of urgency to the music. (Keman sanatçısının staccato yay tekniği, müziğe bir aciliyet hissi kattı.)
  14. The singer’s staccato delivery created a rhythmic and percussive quality to the song. (Şarkıcının staccato teslimi, şarkıya ritmik ve vuruşlu bir kal
  1. The composer added staccato notes to the score to create a sense of tension and excitement. (Besteci, gerilim ve heyecan hissi yaratmak için notalara staccato ekledi.)
  2. The orchestra played the passage with a staccato articulation, making the notes sound crisp and precise. (Orkestra, staccato bir açıklama ile bölümü çalarak notaların keskin ve kesin bir şekilde duyulmasını sağladı.)
  3. The percussion section used staccato hits to add texture and depth to the music. (Vurmalı çalgı bölümü, müziğe dokulu ve derinlik katan staccato vuruşlar kullandı.)
  4. The pianist’s staccato touch added a playful and bouncy quality to the piece. (Piyano sanatçısının staccato dokunuşu, parçaya oyunbaz ve zıplayan bir kalite kattı.)
  5. The singer’s staccato style was influenced by jazz and blues music. (Şarkıcının staccato tarzı, caz ve blues müziği tarafından etkilendi.)
  6. The guitarist used staccato picking to create a percussive and rhythmic accompaniment to the song. (Gitarist, şarkıya eşlik eden vuruşlu ve ritmik bir eşlik oluşturmak için staccato vuruşları kullandı.)

Bu yazıya ilk yorumu sen yaz!

Hemen Yorum Yaz

Adını veya rumuzunu yazabilirsin.