Oversea İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Oversea İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Oversea İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Anlamı: Oversea kelimesi “deniz aşırı” veya “denizlerin ötesinde” anlamına gelir.

  1. I have never been oversea, but I would love to travel abroad someday. (Deniz aşırı hiç gitmedim ama bir gün yurt dışına seyahat etmek isterim.)
  2. Our company has oversea operations in Europe and Asia. (Şirketimiz Avrupa ve Asya’da deniz aşırı operasyonlara sahip.)
  3. The school organized an oversea study program in Japan for its students. (Okul öğrencileri için Japonya’da deniz aşırı bir eğitim programı düzenledi.)
  4. Oversea trade is a key driver of the economy. (Deniz aşırı ticaret ekonominin önemli bir itici gücüdür.)
  5. The soldier had been stationed oversea for six months. (Asker altı ay boyunca deniz aşırı bir yerde görevlendirilmişti.)
  6. Many immigrants come to the United States from oversea. (Birçok göçmen, Amerika Birleşik Devletleri’ne deniz aşırı yerlerden gelir.)
  7. The company is expanding its oversea sales operations. (Şirket, deniz aşırı satış operasyonlarını genişletiyor.)
  8. We received an oversea shipment of goods yesterday. (Dün bir deniz aşırı mal sevkiyatı aldık.)
  9. The movie was a hit both domestically and oversea. (Film, hem yerel hem de deniz aşırı olarak büyük bir başarıydı.)
  10. Oversea investors have shown interest in the country’s real estate market. (Deniz aşırı yatırımcılar ülkenin gayrimenkul piyasasına ilgi gösterdiler.)
  11. The company has a policy of hiring oversea workers to promote diversity. (Şirket çeşitliliği teşvik etmek için deniz aşırı işçi işe alma politikasına sahip.)
  12. She met her husband while studying oversea in France. (Fransa’da deniz aşırı eğitim alırken kocasını tanıdı.)
  13. The government has implemented measures to regulate oversea remittances. (Hükümet, deniz aşırı gönderimleri düzenlemek için önlemler uyguladı.)
  14. The company offers oversea training opportunities for its employees. (Şirket çalışanlarına deniz aşırı eğitim fırsatları sunuyor.)
  15. The musician’s album was a hit oversea, but not in his home country. (Müzisyenin albümü deniz aşırı bir ülkede başarılıydı, ancak kendi ülkesinde değil.)
  16. Oversea competition has increased in recent years. (Son yıllarda deniz aşırı rekabet arttı.)
  17. The embassy provides assistance to oversea citizens. (Büyükelçilik, den

iz aşırı vatandaşlara yardımcı olur.)
18. The company’s oversea branch is responsible for managing operations in Asia. (Şirketin deniz aşırı şubesi Asya’daki işlemleri yönetmekten sorumludur.)

  1. The university offers oversea exchange programs for its students. (Üniversite öğrencileri için deniz aşırı değişim programları sunuyor.)
  2. The athlete has competed in oversea championships and won several medals. (Sporcu, deniz aşırı şampiyonalarda yarıştı ve birkaç madalya kazandı.)

Bu yazıya ilk yorumu sen yaz!

Hemen Yorum Yaz

Adını veya rumuzunu yazabilirsin.