Murky İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Murky İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Murky Nedir?

Murky, Türkçe’de “bulanık, sisli” anlamına gelen bir sıfattır.

Örnek Cümleler:

  1. The murky water made it difficult to see the fish. (Bulanık su, balıkları görmeyi zorlaştırdı.)
  2. She was afraid to swim in the murky pond. (O, bulanık havuzda yüzmekten korkuyordu.)
  3. The detective had to sift through the murky details of the case. ( Dedektif, olayın bulanık ayrıntılarını ayıklamak zorundaydı.)
  4. The future of the company is murky due to the economic downturn. (Ekonomik durgunluk nedeniyle, şirketin geleceği belirsizdir.)
  5. The murky origins of the ancient artifact have puzzled historians for years. (Antik artefaktın bulanık kökenleri yıllardır tarihçileri şaşırtmıştır.)
  6. He had a murky past and nobody knew what he had been up to. (O, bulanık bir geçmişi vardı ve kimse ne yaptığını bilmiyordu.)
  7. The murky atmosphere of the haunted house gave her chills. (Perili evin bulanık atmosferi ona ürpermeler verdi.)
  8. The instructions were murky and hard to follow. (Talimatlar belirsizdi ve takip etmesi zordu.)
  9. The relationship between the two countries is murky at best. (İki ülke arasındaki ilişki en iyi ihtimalle belirsizdir.)
  10. The murky sky indicated that it was going to rain. (Bulanık gökyüzü, yağmur yağacağına işaret etti.)
  11. The murky reflection in the water made it hard to recognize oneself. (Su yansıması bulanık olduğu için kendini tanımak zordu.)
  12. His motives were murky and suspicious. (Motive’leri belirsiz ve şüpheliydi.)
  13. The situation was murky and required further investigation. (Durum belirsizdi ve daha fazla araştırma gerektiriyordu.)
  14. The murky history of the building made it more intriguing. (Bina’nın bulanık geçmişi, daha da ilginç hale getirdi.)
  15. The politician’s financial dealings were murky and questionable. (Politikacının finansal işleri belirsiz ve sorgulanabilir durumdaydı.)
  16. The murky shadows in the alley made her nervous. (Sokaktaki bulanık gölgeler onu gerginleştirdi.)
  17. The meaning of the poem was murky and open to interpretation. (Şiirin anlamı belirsizdi ve yorumlamaya açıktı.)
  18. He had a murky memory of what happened that night. (O, o gece olanları hatırlamada belirsizdi.)
  19. The murky politics of the region had caused instability for years. (Bölgenin bulanık politikaları yıllardır istikrarsızlık yaratmıştı.)
  20. The murky business practices of the company had led to its downfall. (Şirketin bulanık iş uygulamaları, çöküşüne neden olmuştu.)
  21. She had a murky feeling about the situation and couldn’t shake it off. (Durum hakkında belirsiz bir hissi vardı ve ondan kurtulamadı.)
  22. The murky underground world of crime was a dangerous place to be. (Suçun bulanık yeraltı dünyası, tehlikeli bir yerdi.)
  23. The truth behind the rumors was murky and hard to uncover. (Söylentilerin ardındaki gerçek belirsiz ve açığa çıkmak zordu.)
  24. Her memories of the accident were murky and fragmented. (Kazayla ilgili hatıraları bulanık ve parçalanmıştı.)

Türkçe karşılıkları:

  • Bulanık su
  • Bulanık havuz
  • Bulanık ayrıntılar
  • Belirsiz, muğlak
  • Bulanık kökenler
  • Bulanık geçmiş
  • Bulanık atmosfer
  • Belirsiz, muğlak
  • Belirsiz, muğlak
  • Bulanık gökyüzü
  • Bulanık yansıma
  • Belirsiz, şüpheli
  • Belirsiz, muğlak
  • Bulanık geçmiş
  • Belirsiz, sorgulanabilir
  • Bulanık gölgeler
  • Belirsiz, yorumlamaya açık
  • Bulanık hatıra
  • Bulanık politikalar
  • Bulanık iş uygulam

Bu yazıya ilk yorumu sen yaz!

Hemen Yorum Yaz

Adını veya rumuzunu yazabilirsin.