Minute İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Minute İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Minute Kelimesi

Minute kelimesi Türkçede “dakika” anlamına gelmektedir. İngilizce dilinde ise sadece zaman birimi olarak kullanılmayıp, birçok farklı anlamda kullanılmaktadır.

Örnek Cümleler:

  1. I’ll be there in a minute. (Bir dakika içinde orada olacağım.)
  2. This cake only needs a minute in the oven. (Bu kek sadece fırında bir dakika kalacak.)
  3. Please wait a minute, I’ll be right back. (Lütfen bir dakika bekleyin, hemen döneceğim.)
  4. He finished the race in just 20 minutes. (Sadece 20 dakikada yarışı bitirdi.)
  5. Can you give me a minute to think about it? (Bir dakika düşünmek için bana zaman verebilir misin?)
  6. She has the attention span of a minute. (Dikkat süresi sadece bir dakika kadar.)
  7. I need a minute to catch my breath. (Nefesimi toplamak için bir dakika ihtiyacım var.)
  8. The movie will start in just a few minutes. (Film sadece birkaç dakika içinde başlayacak.)
  9. You can microwave this for a minute. (Bunu bir dakika boyunca mikrodalgada ısıtabilirsiniz.)
  10. He talked for a full minute without taking a breath. (Nefes almaksızın tam bir dakika boyunca konuştu.)
  11. It takes me just a minute to get to work. (İşe gitmek için sadece bir dakika sürer.)
  12. The lecture lasted for 45 minutes. (Ders 45 dakika sürdü.)
  13. I can’t believe it’s already been five minutes. (Zaten beş dakika geçmiş olmasına inanamıyorum.)
  14. The train is expected to arrive in just two minutes. (Tren sadece iki dakika içinde gelmesi bekleniyor.)
  15. I only had a minute to talk to him before he had to leave. (Ondan ayrılmadan önce sadece bir dakika konuşma fırsatım oldu.)
  16. The meeting is scheduled to last for 30 minutes. (Toplantı 30 dakika boyunca planlanmıştır.)
  17. She’s always running late, even if she has a minute to spare. (Her zaman geç kalıyor, hatta boş bir dakikası olsa bile.)
  18. We have to finish this task within the next minute. (Bu görevi bir dakika içinde bitirmemiz gerekiyor.)
  19. The comedian told a joke that lasted for a full minute. (Komedyen tam bir dakika boyunca süren bir şaka anlattı.)
  20. The timer is set for one minute. (Saat bir dakika için ayarlandı.)
  1. He only had a minute to make his final decision. (Son kararını vermek için sadece bir dakikası vardı.)
  2. The car was parked in a no-parking zone for just a minute. (Araba park yasağı olan bir yerde sadece bir dakika park edildi.)
  3. The microwave beeps when the minute is up. (Mikrodalga fırın dakika dolunca bip sesi verir.)
  4. She has a photographic memory and can remember details down to the minute. (Fotoğrafik hafızası var ve ayrıntıları dakika dakika hatırlayabilir.)
  5. He was able to solve the puzzle in just a minute. (Sadece bir dakikada puzzle’ı çözebildi.)
  6. The coach gave the team a pep talk for a minute before the game. (Antrenör oyun öncesinde takıma bir dakikalık moral konuşması yaptı.)
  7. She only had a minute to grab her things and leave the house. (Eşyalarını almak ve evden çıkmak için sadece bir dakikası vardı.)
  8. The traffic light turned green after a minute of waiting. (Beklemenin ardından trafik lambası yeşile döndü.)
  9. I can’t believe he ran a mile in just six minutes. (Sadece altı dakikada bir mil koştuğuna inanamıyorum.)
  10. She has a habit of arriving exactly on the minute. (Tam dakikada varma alışkanlığı var.)

Bu yazıya ilk yorumu sen yaz!

Hemen Yorum Yaz

Adını veya rumuzunu yazabilirsin.