Languidly İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Languidly İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Languidly

Languidly, “yorgun, bitkin, isteksiz bir şekilde” anlamına gelir. Bu kelime, bir kişinin hareketlerinin, sözlerinin veya düşüncelerinin yorgun veya isteksiz olduğunu ifade etmek için kullanılır.

Örnek cümleler:

  1. She languidly sipped her coffee, lost in thought. (O, düşüncelere dalmış bir şekilde kahvesini yudumlarken yorgun görünüyordu.)
  2. The heat made him move languidly. (Sıcaklık onun yorgun bir şekilde hareket etmesine neden oldu.)
  3. She languidly flipped through the pages of the book. (O, kitabın sayfalarını yorgun bir şekilde çevirdi.)
  4. The hot summer day made the cat move languidly. (Sıcak yaz günü kediyi yorgun hareket etmeye neden oldu.)
  5. The patient languidly waited for the doctor to arrive. (Hasta yorgun bir şekilde doktorun gelmesini bekledi.)
  6. The dancers moved languidly to the slow music. (Dansçılar yavaş müziğe yorgun bir şekilde hareket ettiler.)
  7. She spoke languidly, as if she was half-asleep. (O, sanki yarım uyku halindeymiş gibi yorgun bir şekilde konuştu.)
  8. He worked languidly through the afternoon, feeling exhausted. (O, öğleden sonra yorgun hissederek yavaş yavaş çalıştı.)
  9. The flowers in the garden hung languidly in the heat. (Bahçedeki çiçekler sıcakta yorgun bir şekilde sarktılar.)
  10. The hot weather made the tourists walk languidly. (Sıcak hava turistleri yorgun bir şekilde yürümeye zorladı.)
  11. She stretched languidly, feeling the fatigue in her muscles. (O, kaslarındaki yorgunluğu hissederek yorgun bir şekilde esnedi.)
  12. The cat lay languidly in the sun, enjoying the warmth. (Kedi güneşte yorgun bir şekilde yatıyordu, sıcaklığın tadını çıkarıyordu.)
  13. The singer sang languidly, her voice filled with emotion. (Şarkıcı yorgun bir şekilde şarkı söyledi, sesi duygularla doluydu.)
  14. The partygoers danced languidly to the slow music. (Partiye katılanlar yorgun bir şekilde yavaş müziğe dans ettiler.)
  15. He drove languidly through the empty streets, lost in thought. (O, düşüncelere dalmış bir şekilde boş sokaklarda yorgun bir şekilde arabayı sürdü.)
  16. The plants in the garden wilted languidly in the heat. (Bahçedeki bitkiler sıcakta yorgun bir şekilde solmuştu.)
  17. She walked languidly to the chair and sank into it. (O, yorgun bir şekilde sandalyeye doğru yürüd
  1. The actor delivered his lines languidly, conveying a sense of boredom. (Aktör, satırlarını yorgun bir şekilde teslim etti ve sıkılmış bir his verdi.)
  2. The child lay languidly in bed, feeling too sick to move. (Çocuk yorgun bir şekilde yatağında yatıyordu, hareket etmek için çok hasta hissediyordu.)
  3. The model walked languidly down the runway, exuding an air of nonchalance. (Model, yorgun bir şekilde pistte yürüdü ve kayıtsız bir hava sergiledi.)

(Türkçe anlamlar için lütfen cümlelerin başındaki numaralara bakınız.)

Bu yazıya ilk yorumu sen yaz!

Hemen Yorum Yaz

Adını veya rumuzunu yazabilirsin.