Jumble Up İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Jumble Up İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Türkçe Anlamı:

Jumble up, karıştırmak veya karmakarışık hale getirmek anlamına gelir.

Örnek Cümleler:

  1. I jumbled up my keys and now I can’t find the one I need. (Anahtarlarımı karıştırdım ve şimdi ihtiyacım olanı bulamıyorum.)
  2. Please don’t jumble up the cards, we’re trying to play a game here. (Lütfen kartları karıştırma, burada oyun oynamaya çalışıyoruz.)
  3. The wind jumbled up my hair. (Rüzgar saçımı karıştırdı.)
  4. She jumbled up the letters and couldn’t figure out what the word was. (Harfleri karıştırdı ve kelimenin ne olduğunu anlayamadı.)
  5. I think I jumbled up the order of the numbers. (Sanırım sayıların sırasını karıştırdım.)
  6. The teacher jumbled up the seating arrangement for the new students. (Öğretmen yeni öğrencilerin oturma düzenini karıştırdı.)
  7. He tends to jumble up his words when he gets nervous. (Sinirlendiğinde sözcükleri karıştırma eğilimindedir.)
  8. Can you please jumble up the letters in this word and see if it spells something else? (Bu kelimenin harflerini karıştırıp başka bir şey olup olmadığını kontrol edebilir misin?)
  9. She jumbled up the colors and ended up with a completely different pattern. (Renkleri karıştırdı ve tamamen farklı bir desen elde etti.)
  10. He jumbled up his schedule and missed the meeting. (Programını karıştırdı ve toplantıyı kaçırdı.)
  11. Don’t jumble up the dates or we’ll miss our flight. (Tarihleri karıştırma yoksa uçağımızı kaçırırız.)
  12. She jumbled up the directions and got lost. (Yönleri karıştırdı ve kayboldu.)
  13. He jumbled up the ingredients and the cake didn’t turn out well. (Malzemeleri karıştırdı ve kek iyi olmadı.)
  14. The kids jumbled up the toys and it took hours to sort them out. (Çocuklar oyuncakları karıştırdı ve onları ayırmak saatler sürdü.)
  15. The wind jumbled up the papers on my desk. (Rüzgar masamdaki kağıtları karıştırdı.)
  16. I always jumble up my passwords and have to reset them. (Şifrelerimi her zaman karıştırırım ve sıfırlamak zorunda kalırım.)
  17. She jumbled up the lyrics and sang the wrong words. (Sözleri karıştırdı ve yanlış sözleri söyledi.)
  18. Don’t jumble up the cables, we won’t be able to connect the devices. (Kabloları karıştırma, cihazları bağlayamayız.)
  19. He jumbled up the order of the

songs and messed up the playlist. (Şarkıların sırasını karıştırdı ve çalma listesini bozdu.)
20. The artist jumbled up the colors in the painting, creating a unique effect. (Sanatçı resimde renkleri karıştırdı ve benzersiz bir etki yarattı.)

Bu yazıya ilk yorumu sen yaz!

Hemen Yorum Yaz

Adını veya rumuzunu yazabilirsin.