Grim İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Grim İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Grim (Sıkıntılı, Karamsar) İle İlgili Cümleler

Grim, sıkıntılı veya karamsar bir ruh hali veya atmosferi ifade eder. Aşağıda, “grim” kelimesinin kullanıldığı 20 örnek cümle ve Türkçe anlamları bulunmaktadır:

  1. The city streets looked grim and deserted. (Şehir sokakları kasvetli ve ıssız görünüyordu.)
  2. The future of the company looks grim after the CEO’s resignation. (CEO’nun istifası sonrasında şirketin geleceği karamsar görünüyor.)
  3. The news of the accident cast a grim shadow over the party. (Kaza haberleri parti üzerinde karamsar bir gölge bıraktı.)
  4. He had a grim expression on his face after hearing the verdict. (Kararı duyduktan sonra yüzünde kasvetli bir ifade vardı.)
  5. The war had a grim impact on the country’s economy. (Savaş ülkenin ekonomisine karamsar bir etki yaptı.)
  6. The weather forecast for the weekend looks grim. (Hafta sonu için hava tahmini karamsar görünüyor.)
  7. The novel is a grim portrayal of poverty and despair. (Roman yoksulluk ve umutsuzluğun kasvetli bir portresidir.)
  8. The soldier had a grim determination to complete the mission. (Asker, görevi tamamlama konusunda kasvetli bir kararlılığa sahipti.)
  9. The family’s grim financial situation made it difficult to make ends meet. (Ailelerin kasvetli mali durumu geçimlerini sağlamayı zorlaştırdı.)
  10. The victim’s family wore grim expressions during the trial. (Mağdurun ailesi duruşma boyunca kasvetli ifadelerle gezindi.)
  11. The cemetery had a grim and somber atmosphere. (Mezarlık kasvetli ve hüzünlü bir atmosfere sahipti.)
  12. The soldier’s death was a grim reminder of the realities of war. (Askerin ölümü, savaşın gerçeklerinin karamsar bir hatırlatıcısıydı.)
  13. The old factory had a grim and abandoned look. (Eski fabrika kasvetli ve terk edilmiş bir görünüme sahipti.)
  14. The detective’s investigation led him to a grim discovery. (Polisin soruşturması onu karamsar bir keşfe götürdü.)
  15. The prisoner’s face was grim as he was led to his cell. (Mahkumun yüzü hücresine götürülürken karamsardı.)
  16. The town was filled with grim reminders of the recent disaster. (Kasaba, yakın zamandaki felaketin karamsar hatırlatmalarıyla doluydu.)
  17. The doctor’s prognosis for the patient was grim. (Doktorun hastanın durumu hakkındaki tahmini karamsardı.)
  18. The war-torn city had a grim and desolate feel. (Savaşın yıkımına uğramış şehirde kasvetli ve ıssız bir his vardı.)
  19. The dark clouds overhead created a grim and foreboding atmosphere. (Başımızdaki karanlık bulutlar kasvetli ve ürkütücü bir atmosfer yarattı.)
  20. The loss of his job left him in a grim financial situation. (İşini kaybetmesi onu karamsar bir mali durumda bıraktı.)
  21. The movie depicted the grim reality of life in a poverty-stricken neighborhood. (Film yoksullukla boğuşan bir mahalledeki hayatın kasvetli gerçekliğini tasvir etti.)

Bu yazıya ilk yorumu sen yaz!

Hemen Yorum Yaz

Adını veya rumuzunu yazabilirsin.