Famousness İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Famousness İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Famousness (Ünlülük) Nedir?

Famousness, bir kişinin veya şeyin geniş bir kitle tarafından tanınır ve bilinir olması durumunu ifade eder. Bu durum, genellikle kişinin başarıları, becerileri veya toplumda önemli bir rol oynaması nedeniyle gerçekleşir.

Örnek Cümleler:

  1. Famousness has its advantages, but it also comes with a lot of responsibilities. (Ünlülüğün avantajları vardır, ancak birçok sorumlulukla da gelir.)
  2. Some people seek famousness for the sake of it, while others achieve it through hard work and dedication. (Bazı insanlar ünlülüğü kendisi için ararlar, bazıları ise zor çalışma ve özveriyle elde ederler.)
  3. She gained famousness after starring in a hit movie. (Bir hit filmde başrol oynadıktan sonra ünlülük kazandı.)
  4. His famousness grew exponentially after winning the championship. (Şampiyonluğu kazandıktan sonra ünlülüğü katlanarak arttı.)
  5. Being a celebrity means living under the constant scrutiny of the media and the public. Famousness has its price. (Ünlü olmak, medya ve halkın sürekli gözlemi altında yaşamak demektir. Ünlülüğün bir bedeli vardır.)
  6. The famousness of the band has spread to every corner of the world. (Grubun ünlülüğü dünyanın her köşesine yayıldı.)
  7. His famousness was short-lived, as he soon faded into obscurity. (Ünlülüğü kısa süreli oldu, çünkü yakında unutulmaya başladı.)
  8. The famousness of the landmark attracts millions of tourists every year. (Anıtın ünlülüğü her yıl milyonlarca turisti çeker.)
  9. Many people are willing to sacrifice their privacy for the sake of famousness. (Birçok insan, ünlülük uğruna mahremiyetlerinden ödün vermek istiyor.)
  10. The famousness of the painting is due to its unique style and vivid colors. (Tablonun ünlülüğü, benzersiz stil ve canlı renklerinden kaynaklanıyor.)
  11. Some celebrities struggle to handle the pressures that come with famousness. (Bazı ünlüler, ünl

    ü olmanın getirdiği baskıları yönetmekte zorlanırlar.)

  12. He became a household name, his famousness reaching even the most remote areas of the world. (Evlerde konuşulacak bir isim oldu, ünlülüğü dünyanın en uzak bölgelerine bile ulaştı.)
  13. Her famousness was a result of her talent and hard work, not just luck. (Ünlülüğü sadece şans değil, aynı zamanda yeteneği ve sıkı çalışması sayesinde oldu.)
  14. The famousness of the product was largely due to its innovative design and superior quality. (Ürünün ünlülüğü, büyük ölçüde yenilikçi tasarımı ve üstün kalitesinden kaynaklanıyordu.)
  15. His famousness made it difficult for him to have a normal life, as he was constantly hounded by fans and paparazzi. (Ünlülüğü, hayranları ve paparazzi tarafından sürekli takip edildiği için normal bir yaşam sürdürmesi zordu.)
  16. The famousness of the book led to it being adapted into a movie. (Kitabın ünlülüğü, filmin uyarlanmasına neden oldu.)
  17. His famousness brought him wealth and success, but it also brought him a lot of unwanted attention. (Ünlülüğü ona zenginlik ve başarı getirdi, ancak aynı zamanda istenmeyen bir ilgi de getirdi.)
  18. The famousness of the singer was not just limited to his home country, but also to many other parts of the world. (Şarkıcının ünlülüğü sadece kendi ülkesinde değil, aynı zamanda dünyanın birçok yerinde de tanınmıştı.)
  19. The famousness of the chef was due to his unique culinary style and delicious dishes. (Aşçının ünlülüğü, benzersiz mutfak tarzı ve lezzetli yemekleri sayesindeydi.)
  20. Her famousness was a result of her activism and advocacy for various social causes. (Ünlülüğü, çeşitli sosyal nedenler için aktivizm ve savunuculuk faaliyetleri sayesinde oldu.)
  21. The famousness of the athlete was a result of his dedication, hard work, and numerous victories. (Sporcunun ünlülüğü, özverisi, sıkı çalışması ve sayısız zaferi sayesinde oldu.)
  22. Some people believe that

Bu yazıya ilk yorumu sen yaz!

Hemen Yorum Yaz

Adını veya rumuzunu yazabilirsin.