Erratic İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Erratic İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Erratic

Erratic kelimesi Türkçe’de “düzensiz, kararsız, çizgiden çıkan” gibi anlamlara gelmektedir.

  1. His behavior was erratic today. (Davranışları bugün düzensizdi.)
  2. The stock market has been quite erratic this month. (Hisse senedi piyasası bu ay oldukça kararsızdı.)
  3. She has an erratic work schedule. (Düzensiz bir iş programı var.)
  4. The driver’s erratic driving caused an accident. (Sürücünün düzensiz araç kullanımı bir kazaya neden oldu.)
  5. His attendance in class has been erratic this semester. (Bu dönem sınıfa katılımı düzensizdi.)
  6. The company’s profits have been erratic over the past year. (Şirketin karı geçen yıl boyunca düzensizdi.)
  7. The team’s performance has been erratic this season. (Takımın performansı bu sezon düzensizdi.)
  8. The weather has been quite erratic lately. (Hava son zamanlarda oldukça çizgiden çıktı.)
  9. She has an erratic sleeping pattern. (Düzensiz bir uyku düzeni var.)
  10. The stock prices have been fluctuating in an erratic manner. (Hisse fiyatları düzensiz bir şekilde dalgalanıyor.)
  11. The airplane’s flight path was erratic due to turbulence. (Uçak, türbülans nedeniyle düzensiz bir uçuş yolu izledi.)
  12. His driving is too erratic for me to feel safe as a passenger. (Yolcu olarak kendimi güvende hissetmek için sürüşü çok düzensiz.)
  13. The company’s policy changes have been quite erratic. (Şirketin politika değişiklikleri oldukça düzensizdi.)
  14. His moods can be quite erratic at times. (Mizacı bazen oldukça düzensiz olabilir.)
  15. The artist’s work is known for its erratic and unpredictable nature. (Sanatçının eserleri düzensiz ve tahmin edilemez olmalarıyla tanınır.)
  16. The company’s hiring process is quite erratic. (Şirketin işe alım süreci oldukça düzensiz.)
  17. The patient’s heartbeat was erratic during the stress test. (Stres testi sırasında hastanın kalp atışları düzensizdi.)
  18. His speech patterns can be quite erratic when he’s nervous. (Sinirli olduğunda konuşma tarzı oldukça düzensiz olabilir.)
  19. The musician’s style is known for its erratic time signatures. (Müzisyenin tarzı düzensiz zaman imzalarıyla bilinir.)
  20. The toddler’s behavior can be quite erratic at times. (Çocuğun davranışları bazen oldukça düzensiz olabilir.)

Continued

  1. The story is continued in the next chapter. (The hikaye bir sonraki bölümde devam ediyor.)
  2. She continued to work on the project despite feeling exhausted. (Yorgun hissetmesine rağmen projede çalışmaya devam etti.)
  3. The rain continued all day, causing flooding in some areas. (Yağmur tüm gün devam etti ve bazı bölgelerde sel baskınlarına neden oldu.)
  4. He continued to play music even after losing his hearing. (İşitme kaybına rağmen müzik yapmaya devam etti.)
  5. She asked him to stop, but he continued to talk. (Ona durması için söyledi, ama konuşmaya devam etti.)
  6. Despite the setbacks, she continued to pursue her dreams. (Engellere rağmen hayallerini devam ettirdi.)
  7. The traffic continued to be heavy during rush hour. (Trafik yoğunluğu iş saatlerinde devam etti.)
  8. He promised to continue the conversation later. (Konuşmayı daha sonra devam ettireceğine söz verdi.)
  9. The search for the missing hiker will continue tomorrow. (Kayıp dağcının araması yarın devam edecek.)
  10. The teacher continued to explain the lesson until everyone understood. (Öğretmen herkes anlayana kadar dersi anlatmaya devam etti.)
  11. The fire continued to burn even after the firefighters arrived. (İtfaiye gelmesine rağmen yangın devam etti.)
  12. The band will continue their tour in Europe next month. (Grup, önümüzdeki ay Avrupa turuna devam edecek.)
  13. Despite the criticism, he continued to follow his own path. (Eleştirilere rağmen kendi yolunu devam ettirdi.)
  14. The movie will continue after the intermission. (Ara sonrası filmin devam edeceğini söyledi.)
  15. She was able to continue working from home during the pandemic. (Salgın sırasında evden çalışmaya devam edebildi.)
  16. The negotiations between the two countries will continue next week. (İki ülke arasındaki görüşmeler gelecek hafta devam edecek.)
  17. He continued to

Bu yazıya ilk yorumu sen yaz!

Hemen Yorum Yaz

Adını veya rumuzunu yazabilirsin.