Deign İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Deign İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Deign

Deign kelimesi Türkçe’de “lütfetmek, rızası olmak, inmek” anlamına gelir.

  1. I don’t think he’ll deign to answer such a trivial question. (O kadar önemsiz bir soruya cevap vermek için rızası olacağını sanmıyorum.)
  2. She wouldn’t deign to speak to me. (Bana hitap etmek için rızası olmadı.)
  3. The CEO doesn’t deign to talk to employees below management level. (CEO, yönetim seviyesinin altındaki çalışanlarla konuşmak için lütfetmez.)
  4. The queen wouldn’t deign to attend the event. (Kraliçe, etkinliğe katılmak için lütfetmedi.)
  5. He didn’t deign to acknowledge my presence. (Varlığımı bile kabul etmek için rızası olmadı.)
  6. The professor didn’t deign to reply to my email. (Profesör, e-postama yanıt vermek için lütfetmedi.)
  7. She didn’t deign to accept his apology. (Özrünü kabul etmek için rızası olmadı.)
  8. The celebrity wouldn’t deign to sign autographs for fans. (Ünlü hayranlar için imza atmak için lütfetmedi.)
  9. The wealthy woman wouldn’t deign to shop at a discount store. (Zengin kadın indirimli bir mağazada alışveriş yapmak için lütfetmedi.)
  10. The politician didn’t deign to answer questions from the press. (Politikacı, basın mensuplarının sorularına cevap vermek için rızası olmadı.)
  11. The boss wouldn’t deign to give me a raise. (Patron, bana zam yapmak için rızası olmadı.)
  12. The athlete didn’t deign to compete in a minor tournament. (Sporcu, küçük bir turnuvada yarışmak için lütfetmedi.)
  13. The professor didn’t deign to explain the concept to the student. (Profesör, kavramı öğrenciye açıklamak için rızası olmadı.)
  14. The artist wouldn’t deign to show her work in a small gallery. (Sanatçı, küçük bir galeride eserlerini sergilemek için lütfetmedi.)
  15. The manager didn’t deign to attend the meeting. (Yönetici, toplantıya katılmak için rızası olmadı.)
  16. The musician wouldn’t deign to perform at a local bar. (Müzisyen, yerel bir bara performans sergilemek için lütfetmedi.)
  17. The CEO didn’t deign to speak to the shareholders. (CEO, hissedarlarla konuşmak için rızası olmadı.)
  18. The actress wouldn’t deign to audition for a minor role. (Aktris, küçük bir rol için seçmelere katılmak için lütfetmedi.)
  19. The author didn’t deign to sign books at a small bookstore. (Yazar, küçük bir kitapçıda kitap imzalamak için lütfetmedi.)
  20. The professor wouldn’t deign to read the student’s paper.

(Hata oldu, önceki mesajın devamı aşağıda)

  1. The professor wouldn’t deign to read the student’s paper. (Profesör, öğrencinin kağıdını okumak için rızası olmadı.)

Bu örnek cümlelerde “deign” kelimesi, genellikle bir kişinin bir şeyi yapmak için rızası olmadığı ya da kendini o işin ya da kişinin seviyesine indirmesi gerektiği anlamında kullanılmaktadır.

Bu yazıya ilk yorumu sen yaz!

Hemen Yorum Yaz

Adını veya rumuzunu yazabilirsin.