Debunk İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Debunk İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Debunk (Çürütmek)

Debunk, bir fikri, inancı veya söylemi yanlış olduğunu kanıtlayarak çürütmek anlamına gelir.

Örnek Cümleler:

  1. Scientists have debunked the myth that sugar causes hyperactivity in children. (Bilim insanları, şekerin çocuklarda hiperaktiviteye neden olduğu efsanesini çürüttü.)
  2. The journalist debunked the politician’s claims of corruption. (Gazeteci, siyasetçinin yolsuzluk iddialarını çürüttü.)
  3. The researcher set out to debunk the theory that vaccines cause autism. (Araştırmacı, aşıların otizme neden olduğu teorisini çürütmek için yola çıktı.)
  4. The magician debunked the audience’s belief that he had supernatural powers. (Sihirbaz, seyircilerin doğaüstü güçlere sahip olduğuna inandığına dair inancı çürüttü.)
  5. Recent studies have debunked the idea that women are worse drivers than men. (Son çalışmalar, kadınların erkeklerden daha kötü sürücüler olduğu fikrini çürüttü.)
  6. The documentary debunked the conspiracy theory that the moon landing was faked. (Belgesel, ay inişinin sahte olduğu komplo teorisini çürüttü.)
  7. The historian was determined to debunk the myth that Christopher Columbus discovered America. (Tarihçi, Christopher Columbus’un Amerika’yı keşfettiği efsanesini çürütmeye kararlıydı.)
  8. The economist wrote an article to debunk the notion that raising the minimum wage would lead to job losses. (Ekonomist, asgari ücretin artırılmasının iş kaybına neden olacağı düşüncesini çürütmek için bir makale yazdı.)
  9. The expert was able to debunk the rumor that the new drug had dangerous side effects. (Uzman, yeni ilacın tehlikeli yan etkilere sahip olduğu söylentisini çürütmeyi başardı.)
  10. The study debunked the myth that you need eight glasses of water a day. (Çalışma, günde sekiz bardak su içmenin gerektiği efsanesini çürüttü.)
  11. The investigator was able to debunk the suspect’s alibi with video evidence. (Araştırmacı, video kanıtlarıyla şüphelinin mazeretini çürütebildi.)
  12. The teacher debunked the student’s claim that she had already turned in her homework. (Öğretmen, öğrencinin ödevini zaten teslim ettiği iddiasını çürüttü.)
  13. The expert panel was convened to debunk the conspiracy theory that the government was hiding evidence of aliens. (Uzman paneli, hükümetin uzaylıların varlığına dair kanıtları gizlediği komplo teorisini çürütmek için toplandı.)
  14. The research debunked the idea that multitasking improves productivity. (Araştırma,

çoklu görevliliğin üretkenliği artırdığı fikrini çürüttü.)
15. The fact-checker debunked the viral story about a celebrity donating millions to charity. (Gerçekleri kontrol eden kişi, bir ünlünün milyonlarca dolar bağışladığına dair viral hikayeyi çürüttü.)

  1. The investigator was able to debunk the witness’s testimony with contradictory evidence. (Araştırmacı, çelişkili kanıtlarla tanığın ifadesini çürütebildi.)
  2. The doctor debunked the patient’s belief that a certain home remedy would cure their illness. (Doktor, hastanın belli bir ev ilacının hastalığını iyileştireceğine dair inancını çürüttü.)
  3. A recent study has debunked the myth that cracking your knuckles causes arthritis. (Son çalışmalar, parmaklarınızı çıtlatmanın artrite neden olduğu efsanesini çürüttü.)
  4. The investigator debunked the suspect’s claim of innocence with DNA evidence. (Araştırmacı, DNA kanıtlarıyla şüphelinin masumiyet iddiasını çürüttü.)
  5. The journalist set out to debunk the conspiracy theory that the earth is flat. (Gazeteci, dünyanın düz olduğu komplo teorisini çürütmek için yola çıktı.)

Bu yazıya ilk yorumu sen yaz!

Hemen Yorum Yaz

Adını veya rumuzunu yazabilirsin.