Dastardly İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Dastardly İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Dastardly (Türkçe anlamı: korkak, hain)

Dastardly kelimesi, korkaklık ve hainlikle ilgili bir sıfat olarak kullanılır. Aşağıda, dastardly kelimesinin İngilizce cümlelerde kullanımına örnekler verilmiştir.

  1. The dastardly act of stealing from a charity is unforgivable. (Hayır kurumundan çalmak gibi korkakça bir eylem affedilemez.)
  2. The dastardly plot to overthrow the government was foiled by the authorities. (Hükümeti devirmek için planlanan haince bir komplo yetkililer tarafından engellendi.)
  3. He was known for his dastardly deeds and no one trusted him. (O, korkakça eylemleriyle tanınıyordu ve kimse ona güvenmiyordu.)
  4. The villain’s dastardly plan to rob the bank was stopped by the brave police officer. (Kötünün bankayı soyma konusundaki hain planı, cesur polis memuru tarafından durduruldu.)
  5. The dastardly act of cheating on the exam resulted in his expulsion from school. (Sınavda kopya çekme gibi korkakça bir hareket, okuldan atılmasına neden oldu.)
  6. The dastardly captain abandoned his ship, leaving his crew to fend for themselves. (Kaptan, mürettebatını kendi haline bırakarak gemisini terk etti.)
  7. She was known for her dastardly manipulation tactics to get what she wanted. (O, istediğini elde etmek için kullandığı hain manipülasyon taktikleriyle tanınıyordu.)
  8. The dastardly murderer left no evidence behind, making it difficult for the police to solve the case. (Korkakça cinayet işleyen katil, polisin olayı çözmesini zorlaştıracak hiçbir kanıt bırakmadı.)
  9. His dastardly actions caused harm to innocent people. (Onun korkakça eylemleri, masum insanlara zarar verdi.)
  10. The dastardly businessman cheated his partners out of their fair share of profits. (Hain iş adamı, ortaklarının hak ettikleri adil paylarını aldatarak aldı.)
  11. The dastardly thief snatched the woman’s purse and ran away. (Korkakça hırsız, kadının çantasını kapıp kaçtı.)
  12. The dastardly plan to frame an innocent person for the crime was uncovered by the detective. (Masum bir kişiyi suçlamak için planlanan hain plan, dedektif tarafından ortaya çıkarıldı.)
  13. The dastardly terrorist attack caused chaos and destruction in the city. (Hain terör saldırısı, şehirde kaos ve yıkıma neden oldu.)
  14. The dastardly liar was caught in his web of deceit. (Korkakça yalan söyleyen adam, aldatmacalarının ortasında yakalandı.)
  15. The dastardly act of stealing
  1. The dastardly act of stealing his friend’s idea and claiming it as his own was despicable. (Arkadaşının fikrini çalıp kendi fikriymiş gibi iddia etmek, korkunç bir hareketti.)
  2. The dastardly politician promised to help the poor, but instead enriched himself through corruption. (Hain siyasetçi, yoksullara yardım etmeyi vaat etti, ancak yolsuzluk yoluyla kendini zenginleştirdi.)
  3. The dastardly dog attacked the small kitten for no reason. (Korkakça köpek, hiçbir sebep yokken küçük kediye saldırdı.)
  4. The dastardly scheme to scam unsuspecting customers was uncovered by the authorities. (Hain düzen, farkında olmayan müşterileri dolandırmak için planlandı ve yetkililer tarafından ortaya çıkarıldı.)
  5. The dastardly plan to poison the king’s food was discovered by a loyal servant. (Kralın yemeğine zehir koymayı planlayan hain düzen, sadık bir hizmetçi tarafından keşfedildi.)
  6. The dastardly act of abandoning his family and leaving them to fend for themselves was heartless. (Ailesini terk edip, kendi hallerine bırakmak korkakça ve kalpsiz bir hareketti.)

Bu yazıya ilk yorumu sen yaz!

Hemen Yorum Yaz

Adını veya rumuzunu yazabilirsin.