Clammy İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Clammy İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Clammy Nedir?

Clammy, Türkçe’de “terlemiş” veya “nemli” anlamına gelen bir sıfattır.

Örnek Cümleler:

  1. She was clammy and shivering from the cold. (O, üşüdüğünden terlemiş ve titriyordu.)
  2. His clammy hands made me feel uncomfortable. (Onun nemli elleri beni rahatsız etti.)
  3. The humidity made the walls feel clammy to the touch. (Nem duvarları dokunduğunuzda nemli hissettiriyordu.)
  4. I woke up clammy and sweaty from the fever. (Ateşimden dolayı terlemiş ve nemli olarak uyandım.)
  5. The air was so clammy that I could hardly breathe. (Hava o kadar nemliydi ki neredeyse nefes alamıyordum.)
  6. The rain made everything outside feel clammy and damp. (Yağmur her şeyi dışarıda nemli ve rutubetli hissettirdi.)
  7. Her clammy skin was a sign that she was running a fever. (Onun nemli cildi ateşinin olduğuna işaret ediyordu.)
  8. The cold, clammy feeling of the metal against my skin made me shiver. (Metalin cildime dokunması soğuk ve nemli bir his yarattı ve ürpermeme neden oldu.)
  9. The damp, clammy weather was not good for my arthritis. (Nemli ve rutubetli hava artritim için iyi değildi.)
  10. His clammy hair was sticking to his forehead from the humidity. (Nemden dolayı onun nemli saçları alnına yapışmıştı.)
  11. The gym was so clammy and hot that I had to take a break. (Spor salonu o kadar nemli ve sıcaktı ki mola vermek zorunda kaldım.)
  12. The clammy feeling of the mud between my toes was unpleasant. (Parmak aralarımızdaki çamurun nemli hissi hoş değildi.)
  13. The doctor checked her clammy forehead for signs of a fever. (Doktor ateş belirtileri için onun nemli alnını kontrol etti.)
  14. The air conditioning was broken, and the office was getting clammy. (Klima arızalıydı ve ofis nemli hale geliyordu.)
  15. The damp and clammy towels had a musty smell. (Nemli ve terlemiş havlular küflü bir koku yayıyordu.)
  16. The clammy atmosphere of the room made it hard to concentrate. (Odanın nemli havası odaklanmayı zorlaştırdı.)
  17. The clammy sensation on my skin was a result of the thick fog outside. (Cildimdeki nemli his dışarıdaki yoğun sisle ilgiliydi.)
  18. His clammy face was evidence that he was scared. (Onun nemli yüzü korktuğuna dair bir kanıttı.)
  19. The clammy conditions of the cave made it difficult to climb. (Mağaranın nemli koşulları tırmanmayı zorla

ştırdı.)
20. The fever broke, and she was no longer clammy to the touch. (Ateşi düştü ve artık dokunduğunuzda nemli hissetmiyordu.)

Bu yazıya ilk yorumu sen yaz!

Hemen Yorum Yaz

Adını veya rumuzunu yazabilirsin.