Abate İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Abate İle İlgili Cümleler İngilizce Cümle İçinde Kullanımı

Abate (Azaltmak, Hafifletmek) İle İlgili Cümleler:

Abate kelimesi “azaltmak, hafifletmek” gibi anlamlara gelir. İşte abate kelimesinin kullanıldığı 20 örnek cümle:

  1. The storm will abate by tomorrow. (Fırtına yarın azalacak.)
  2. The medication should help to abate the pain. (İlaç ağrıyı hafifletmeye yardımcı olmalı.)
  3. The government is taking steps to abate pollution. (Hükümet kirliliği azaltmak için adımlar atıyor.)
  4. He hoped his apology would abate her anger. (Özürü onun öfkesini hafifletmesini umdu.)
  5. The noise from the construction site never seemed to abate. (İnşaat alanından gelen gürültü hiç azalmadı gibi görünüyordu.)
  6. The wind abated as we approached the shore. (Kıyıya yaklaştıkça rüzgar azaldı.)
  7. The fire department worked to abate the flames. (İtfaiye ekipleri yangını söndürmek için çalıştı.)
  8. His enthusiasm for the project abated as the difficulties piled up. (Zorluklar arttıkça proje için olan heyecanı azaldı.)
  9. The rain abated just in time for the outdoor concert. (Açık hava konseri için yağmur zamanında azaldı.)
  10. The fear of danger eventually abated as they reached safety. (Güvenliğe ulaştıklarında tehlike korkusu sonunda azaldı.)
  11. The price of the product abated after the holiday season. (Ürünün fiyatı tatil sezonundan sonra azaldı.)
  12. The pollution level is expected to abate with the new regulations. (Yeni düzenlemelerle kirlilik seviyesinin azalması bekleniyor.)
  13. The floodwaters began to abate after a week of heavy rain. (Ağır yağışların ardından bir hafta sonra sel suları azalmaya başladı.)
  14. The tension in the room abated once the disagreement was resolved. (Anlaşmazlık çözüldüğünde oda içindeki gerilim azaldı.)
  15. The effects of the medication started to abate after a few hours. (İlaçların etkisi birkaç saat sonra azalmaya başladı.)
  16. The storm’s intensity abated as it moved inland. (Fırtınanın şiddeti kıyıdan içeri doğru ilerledikçe azaldı.)
  17. The government’s efforts to abate poverty have been largely unsuccessful. (Hükümetin yoksulluğu azaltmaya yönelik çabaları büyük ölçüde başarısız oldu.)
  18. The noise pollution in the city needs to be abated for the residents’ health. (Şehirdeki gürültü kirliliği, sakinlerin sağlığı için azaltılmalıdır.)
  19. Her anger abated when she realized her mistake. (Hatayı fark ettiğinde öfkes
  1. The company implemented new policies to abate workplace accidents. (Şirket işyeri kazalarını azaltmak için yeni politikalar uyguladı.)

Bu örnek cümlelerde “abate” kelimesi, farklı anlamlar ve kullanımlarla kullanılmıştır. “Abate”, bir şiddetin, yoğunluğun, etkinin azalması anlamına gelirken, bir durumun kötü etkilerinin hafifletilmesi veya ortadan kaldırılması anlamında da kullanılmaktadır.

Bu yazıya ilk yorumu sen yaz!

Hemen Yorum Yaz

Adını veya rumuzunu yazabilirsin.