Web sitemize hoşgeldiniz, 20 Mayıs 2017

Kureyş Kabilesi nedir onlara ne oldu

Kureyş Kabilesi nedir onlara ne oldu

Kureyş Kabilesi hakkında bilgi, Kureyş Kabilesine ne oldu

Kureyş Kabîlesi, Hz. Muhammed’in üyesi olduğu Arap kabilesidir. Bir yoruma göre Kureyş adı “köpekbalığı” anlamındaki kıreften türemiş, çok güçlü bir kişi olduğu için Fihr bin Malik’e san olarak verilmiş ve soyu bu adla anılmıştır. Bir başka yoruma göre “birleştirmek”, “toplamak” anlamına gelen /çarktan türemiş, dağınık durumdaki kabileyi bir araya getirdiği için Fihr’in torunlarından Kusay bin Kilab’a san olarak verilmiş, daha sonra bütün Fihr soyu bu adla anılmıştır. Üçüncü bir yoruma göre ise “ticaret ve kazanç” anlamındaki tekarruş’ tan türeyen Kureyş, ticaretle uğraştıkları için kabileye ad olarak verilmiştir. Kabilenin atası Fihr bin Malik’in soyu Hz. İsmail’in torunlarından Adnan’a bağlanır. Bu soy Galib, Lüey, Kaab, Mürre, Kilab, Kusay, Abdi Menaf, Haşim, Abdulmuttalib ve Abdullah zinciriyle de Hz. Muhammed’e ulaşır. Haşim’den başlayarak Haşimiler ola­rak anılan bu koldan başka Fihr soyundan daha birçok kabile sürmüştür. Bunların en ünlüleri, Kaab’m Huseys ve Adiy adlı oğullarından süren Cumah, Sehm ve Adiy; Mürre’nin Teym ve Yakaza adlı oğulların­dan süren Teym ve Mahzum; Kilab’m Zühre adlı oğlundan süren Zühre; Kusay’m Abdü’d-Dar ve Abdü’l-Uzza adlı oğulların­dan süren Abdü’d-Dar ve Esed; Abdi Menafin Abdü’ş-Şems ve Muttalib adlı oğullanndan süren Beni Ümeyye (Emeviler) ve Beni Muttalib kabileleridir. Bu kabileler, Hz. Muhammed döneminde ve ondan sonra İslam tarihinde önemli rol oynamışlardır.

Kureyş kabilesi Kusay bin Kilab’a gelince­ye değin Hicaz’da dağınık biçimde yaşıyor­du. Kusay bütün Kureyş kabilelerini bir araya getirerek birleştirdi, Huzaalıları yenil­giye uğratarak Kâbe ve çevresini ele geçir­di. Kâbe çevresini Kureyş kabileleri arasın­da paylaştırarak Mekke kentini ve devletini kurdu. Kureyş kabilesi bütün Hicaz bölge­sinde büyük saygınlık kazandı. Ticaretle uğraşan Kureyş, Hz. Muhammed’in büyük dedesi Haşim zamanında Suriye, Irak, İran, Mısır ve Habeşistan’la ticari ilişkiler kura­rak Mekke’yi büyük bir ticaret merkezi durumuna getirdi. İslam geleneğinde, Fil Olayı adıyla bilinen öykünün Kureyş’e büyük nüfuz ve saygınlık kazandırdığına inanılır. Buna göre Yemen bölgesini ele geçiren Habeşistanlı (bugün Etiyopya) komutan Ebrehe, fillerin öncülük ettiği ordusuyla, Kâbe’yi yıkarak dinsel etkisini yok etmek amacıyla Mekke üzerine yürür. Mekke yakınlarında bir kuş sürüsü­nün attığı taşlar Habeş ordusunu yok eder. Hz. Muhammed’in doğduğu yıla (570) rast­layan bu olay, Tann’nın Kureyş kabilesine özel bir bağışı olarak kabul edilmiştir. Hz. Muhammed peygamberlik görevine başlamadan önce bütün Kureyşliler tam bir birlik ve dayanışma içindeydi. Mekke’nin yönetimi ile Kâbe ziyaretine ilişkin görev ler, aralarındaki anlaşma gereğince kabile­ler arasında paylaşılmıştı. Hz. Muhammed’ in peygamberlik görevine başlamasından sonra Kureyşlilerin çoğu ona şiddetle karşı çıktılar. Beni Haşim ve Beni Muttalib kabileleri, yeni inancı benimsememelerine karşın Hz. Muhammed’i korudular. Öbür Kureyş kabileleri ise Hz. Muhammed’e düşman oldular. Bu düşmanlık iyice şiddetlenince Hz. Muhammed Medine’ye göç etmek zorunda kaldı (622). Kureyş’in tutu­mu Hicret’ten sonra da değişmedi. Ama Mekke’nin Müslümanlarca fethinden (629/ 630) sonra İslamı kabul etmek zorunda kaldılar. Bu tarihten sonra Kureyşliler arasında birlik sağlandı. Hz. Muhammed’in ölümünden sonra Haşimilerle Beni Ümeyye arasında başlayan liderlik çekişmesi zaman zaman kanlı çatışma ve savaşlar biçiminde Endülüs Emevilerinin tarih sahnesinden silinmesine değin sürdü.

İslam bilginlerinin büyük çoğunluğu “İmamlar Kureyş’tendir” ve benzeri bazı hadislere dayanarak, İslam ümmetinin ön­deri olan halifenin Kureyş kabilesinden gelmesini zorunlu saymışlardır. Harici, Mu- tezili ve bazı Sünni bilginlerin muhalefetine karşın bu görüş genel kabul görmüştür. Ama Abbasilerden sonra halifelik Kureyş’ in elinden çıkmış, Osmanlılann halifeliği de benimsenmiştir. Bu fiili durumun da etkisiy­le çağdaş İslam bilginleri Kureyş soyundan gelmenin halifeliğin zorunlu koşullarından olmadığını kabul etmişlerdir. Kureyş Kabilesi nedir, Kureyş Kabilesi ..

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

  1. Muhammed Murat Çalış dedi ki:

    Verelim abi koruyamadıktan sonra ne yapacaksınız bende şerifim Allahın izniyle dedelerim yemende osmanlıya isyan eden hemde bir şerif olan şerif hüseyin tarafından şehit edildi unutmayalım ki halifelik siyasi bir makamdır imamet ise soydan gelen ve hakedenlerin sahip olduğu bir makamdır ve devredilemez osmanlıda padişahtan randevu almadan direk görüşmeye girebilecek tek kişiler seyyid ve şeriflerdi buda en az padişah kadar onları değerli yapardı ben kırgın değilim bu yüzden kim haketmişse bu makam onundur kaldıki böyle bir makam halu hazırda yok gücün yetiyorsa halifeliğini ilan edebil seni kimse tutmuyor kardeşim bazı şeyler doğuştan gelmez çalışılarak alınır yani eğer bu bilgi deneyim şecaate sahipsen gerektiğinde oğullarından bile geçebileceksen kimseler sizi tutamaz bu arada unutmadan söyleyeyim meshebim hanefi ehli sünnet vel cemaattenim akılda soru kalmasın vesselam

  2. Ipek kureşi dedi ki:

    Merhabalar benim babam pakistanlı annem Türk soyadımız Kureşi ve baba tarafından kimsem yok görülebileceğim ama çok Merak ediyorum soyumu araştırmak istiyorum nasıl bir yol izlemeliyim

    1. umit dedi ki:

      Eğer Pakistan maliye bakanlığına başvurup dedengil o zaman vergi odemislerse ordan isimler bulunur ki bu 21 işime kâdar cikabilir

  3. Yusuf Dere dedi ki:

    ben haşimi soyundan yusuf el hüseyni osmanlılar halifeliği bizden alarak bütün seyyidlerin kalbini kırdı hakkımız olanı alana kadar türklere kırgınız

  4. fatih cakar dedi ki:

    cok tesekkür ederimm isime ck ise yaratı

Yorum Yaz

günaydın mesajları e-okul cuma mesajları doğum günü mesajları anneler günü mesajları