3:17 pm - Pazar Aralık 4, 2016

Hesiodos Eseri ve Kaynakları

Cumartesi, 5 Kasım 2016, 13:44 | Sizden Gelenler | 0 Yorum

Hesiodos Eseri ve Kaynakları, Hesiodos Hakkında Kısaca Bilgi

Hesiodos, Latince hesiodus (ü. y. İÖ 800), Eski Yunan şiirinin ilk ustalanndan. “Yu­nan didaktik şiirinin babası” olarak anılmış, çağına ilişkin çeşitli bilgileri ilk kez manzum biçimde bir araya toplamıştır. Bitmiş des­tanlarından Theogonia ve Erga kai hemerai günümüze ulaşmış, Türkçede Hesiodos, Eseri ve Kaynakları (1977) adlı yapıtın içinde “Tanrıların Doğuşu” ve “İşler ve Günler” başlıkları altında yayımlanmıştır. Erga kai hemerai’nın İşler (1948) adlı bir Türkçe çevirisi daha vardır.

Yaşamı : Hesiodos’un yaşamının aynntıları konusunda bilinenler azdır. Yunanistan’ın orta kesiminde Boiotia bölgesinde doğdu. “İşler ve Günler”de yaşamına ilişkin bilgi verirken aileden kalan mirasın büyük bölü­müne el koyan ve yöneticilere kendisini desteklemeleri için rüşvet veren açgözlü ağabeyini şiddetle eleştirdi. Yöneticilere ödevlerini hatırlatmak için onları, bir tanrı­ça olarak gördüğü adaletten saygı dolu bir korku duymaya çağırdı. Ona göre adalet tanrıçasını yatıştırmak, mutluluğa ulaşmak demekti ve insanın çektiği acılardan kurtul­ması için tek çıkar yol buydu.

Amphidamas adlı birinin onuruna düzenle­nen cenaze töreni sırasında bir şarkı yarış­masına katılan Hesiodos, maddi değerinden

çok, onursal değeri olan tripod (üçayak) ödülünü kazandı. Şölen, Yunanistan Yarım­adasının 700-800 metre açığındaki Euboia (Eğriboz) Adasındaki Khalkis’te yapılmıştı. Kendi dediğine göre başka denizaşırı yolcu­luk yapmayan Hesiodos yaşamının büyük bölümünü Helikon Dağı yakınındaki köyü Askra’da geçirdi. Musalar (Apollon’a eşlik eden, şairlerin esin perileri) ona bir şair sesi vererek, “şarkılarınla ölümsüz kutsal tanrı­ları anlat” deyinceye kadar çobanlık yaptı.

Yapıtları : Hesiodos’un günümüze ulaşan iki destanından “Tanrıların Doğuşu”nu “İş­ler ve Günler”den önce yazdığı kesindir. Bu ilk destanında, Musaların buyruklarına uya­rak, Khaos, Gaia (Yer) ve Eros’un doğuşu ile başlayan tanrılar tarihini anlatır. Gaia, Uranos’u (Gök), Dağları ve Pontos’u (De­niz), daha sonra da Uranos ile birleşerek öbür tanrıların çoğunu doğurur. Bunlardan biri olan Titan Kronos, Uranos’a başkaldı- rıp onu hadım eder ve Zeus tarafından devrilene değin hükümdarlığını sürdürür. Bu suç ve başkaldırı öyküsü sık sık kesilerek arada başka tanrıların şecereleri anlatılır. Bunlardan Gece Tanrısı Nyks doğrudan ilk tanrı Khaos’tan gelmedir ve Hesiodos bu soyu anlatırken insanın yaşamını kuşatan kötü güçleri (Ölüm, Kavga, Açlık ve Keder) bir araya getirir. Başka bir bölümde ise mitolojide var olan ilişkilerin dışında, kendi düş gücüyle tanrılar arası yeni bağlar da yaratır, örneğin babalarının Deniz ihtiyar­larından Nereus olduğu söylenen 50 (ya da 100) deniz kızının (Nereidler/Nereus Kızla­rı) adlan Deniz’in çeşitli niteliklerini temsil eder. Zeus tarafından erkekleri çileden çı­karması için gönderilen ilk kadın Pandora’yı anlatan öyküde, Hesiodos, Zeus’un üstün ve karşı konulamaz gücüne olan sarsılmaz inancım sergiler. Zeus’un başını çektiği Olymposlu tanrılarla Kronos’u destekleyen Titanlar arasında geçen savaşı anlatan Tita- nomakhia’da Zeus’un gücü, en görkemli biçimiyle ortaya konur. Bu savaşta kazandı­ğı zaferden sonra Zeus kendi hükümdarlığı­nı kurar.

Hesiodos’un “Tanrıların Doğuşu”nu yazdı­ğı önceleri kuşkuyla karşılanmışsa da, günü­müzde buna kesin gözüyle bakılmaktadır.

Gene de yapıtta, destan türünün İÖ 6. yüzyılın sonlarında bir sanat biçimi olarak yozlaşmasından önceki döneme ait şairlerin ve meslekten şiir okuyucularının ekledikleri parçalar yer alır. Typhon’nun (Typhoeus) Zeus’a başkaldırışını anlatan öykünün baş­kası tarafından eklendiği hemen hemen kesindir. Bir ölçüde örtüşen Hekate üzerine ilahi, deniz canavarı Keto’nun şeceresi ve Tartaros’la ilgili bölümün Hesiodosça yazıl­dığı kuşkuludur. Hurrilerin Hesiodos’unkini andıran bir tanrılar tarihinin bulunması, Yakındoğu ile bir bağlantıyı akla getirmek­tedir. Ama Hesiodos’ta, Uranos-Kronos- Zeus sırası klasik Yunan tragedya üçlüsünü andırır. Örneğin Erinys’ler (öç alma tanrıça­ları), Kronos’un Uranos’u tahtından indirdi­ği sırada doğarlar ve Zeus Kronos’u devir­mek üzereyken de eyleme geçerler. Bu ve buna benzer özellikler, Hesiodos’un devral­dığı öyküye özgün katkıda bulunduğunu gösterir.

Hesiodos’un öbür destanı “İşler ve Gün­ler” daha kişiseldir. Hesiodos açgözlü ağa­beyi Perses’e, kötü davranışlarına son ver­mesi çağnsında bulunur. İlk bölümde insan­oğlunun sefil yaşamında onurun ve çok çalışmanın önemini gösteren iki efsane anla­tır. Bunlardan biri, merakını yenemeyip kutuyu açarak insanlığın başına türlü belalar saran Pandora’nın öyküsünü aktarır. Öbür efsane ise insanın Altın, Gümüş, Tunç ve Kahramanlık çağlarından, Hesiodos’un ya­şadığı sefil Demir Çağına değin gerileyişini yansıtır.

Hesiodos aynca Perses’e doğrudan sesle­nerek entrikalarından vazgeçip bundan böy­le geçimini kendi emeğiyle yılmadan çalışa­rak kazanmasını ister. “Ölümsüz tanrılar, başarının önünde alın terine yer verdiler”, der. Ona göre zenginlik ve saygınlık kazan­manın tek yolu çok çalışmaktır. Hesiodos şiirin ikinci bölümünde, yılın her dönemin­de ne tür işler yapılması gerektiğini ve bunların nasıl üstesinden gelineceğini ayrın­tılarıyla anlatır. Kırsal kesimde geçen yılı, insanı yuvasına döndüren güçlü kış fırtınası ya da dinlenmeye zorlayan kavurucu yaz sıcağı gibi doğa güçleri yanında insan yaşa­mının ritmini de yansıtan canlı bir betimle­meyle aktarır. Şiirin sonunda bir dizi ilkel tabu ve boş- inanç sıralanır; bunu, ayın hangi günlerinin tohum ekmek, harman dövmek ve gocuk yapmak için uğurlu olduğunu açıklayan bir bölüm izler. Bu bölümleri Hesiodos’un yaz­dığına inanmak oldukça zordur. Hesiodos’un büyük ünü yüzünden başka şairlerin destanları da ona mal edilmeye başladı ve bunlar sık sık Hesiodos derleme­leri içinde yer aldı. Khironos Hypothekai (Khiron’un Emirleri), Astronomla (Gökbili­mi), Ornithomonteia (Kuşlarla Fal Bakma), iki kâhin arasındaki bir yarışmayı anlatan Melampodeia (Kâhin ve Melampus’a Şiir) ve Aigimios gibi bu yapıtların günümüzde ancak adları bilinmektedir. Daha çok, tanrı­larla birleşerek kahramanlann annesi ve soylu ailelerin kurucusu olan kadınları konu alan Katalogoi Gynaikon’undan (Kadınlar Katalogu) çeşitli parçalar da günümüze kal­mıştır. 1890’dan sonra, özellikle de 1950 ve 60’larda okunan papirüsler, bu yapıtın içeri­ği üzerine daha kesin bilgiler sağlamıştır. Görece eski bölümleri Hesiodos’un yazdığı görüşünü destekler kanıt yoktur. Herakles’ in annesi Alkmene’nin öyküsünün Aspis Herakleous (Herakles’in Kalkanı) adını taşı­yan ve büyük olasılıkla 6. yüzyılın başları ya da ortalannda hazırlanan genişletilmiş bir biçimi günümüze ulaşmıştır. Hesiodos’un zaferiyle biten Homeros ile Hesiodos ara­sındaki Yarışma’mn bugün elimizde bulu­nan biçimi, İmparator Hadrianus’tan (2. yy) sonraki dönemin ürünüdür.

Değerlendirme. Eski Yunan epik şiirinin ilk ustalarından olan Hesiodos’un yapıtları Homeros’un anlattığı göz alıcı dünyayı den­geler. Hesiodos’un yaşama yaklaşımı temel­de ciddidir. Yapıtlarında da varoluşun daha çok karanlık yönleriyle ilgilenir. “Tanrıların Doğuşu”nda Uranos, Kronos ve Zeus gibi kutsal hükümdarlar arasındaki kanlı iktidar çatışmasını anlatır. “İşler ve Günler”de ise, en azından yakın çevresinde, “Demir Çağ” dediği o dönemde insanın dünyadaki duru­munun da tanrılarınki kadar acıklı olduğunu gösterir.

 2017 YGS Soruları ve Yorumlar İçin Tıkla

Yorum Yazın

Yararlı Bağlantılar