7:04 am - Perşembe Aralık 8, 2016

Hatt-ı Hümayun Ne Demek

Cumartesi, 5 Kasım 2016, 13:25 | Öğrenciye Bilgiler | 0 Yorum

Hatt-ı Hümayun Nedir

Hatt-ı hümayun, hatt-i şehriyari, hatt-i şerif olarak da bilinir, Osmanlı padişahları­nın yazılı emirlerine ve el yazılarına verilen ad.

Hatt-ı hümayun geleneği III. Murad (hd 1574-95) ile başladı. Arza giren sadrazama sözlü buyruk vermenin yeterli ve doğru olmayacağı düşüncesiyle, kendisine sunulan telhisin üstüne görüşünü yazan III. Murad, daha önceki sözlü onay yöntemine son vermiş oldu. Onu izleyen padişahların, en basit konularda bile el yazıları ile buyruk vermeleri, hatt-ı hümayunu en son ve en yüksek karar durumuna getirdi. 17. yüzyılın sonuna doğru bu işlemin önemli konularda­ki Divan-ı Hümayun kararlarıyla ilgili olması kabul edildi.

Hatt-ı hümayunlar başlıca dört çeşitti: Padişahların tevcih ve çıkmalar hakkındaki yazıları, sadrazamın arz ettiği telhis ve takrirlere yazdığı yazılar, sadrazama buyruk olarak ya da ondan bir soruna ilişkin görüş belirtmesi için yazdığı ve “beyaz üzerine hatt-ı hümayun” denen yazılar, Divan-ı Hümayun’dan çıkan tuğrah fermanlar üzeri­ne yazdığı ve “hatt-ı hümayunla muvaşşah” denen yazılar.

18. yüzyılda, sorumlulukları gittikçe ağırlaştığı için, sadrazamlar eskiden olduğu gibi her konuda padişahtan hatt-ı hümayun alırlardı. II. Mahmud, 1832’de telhis ve takrirlerden hatt-ı hümayun uygulamasını kaldırdı. Yeni düzenlemeye göre, bütün arzlar Mabeyn-i Hümayun’a yapılacak, Mabeyn-i Hümayun baş katibi arz tezkirelerini padişaha tek tek okuyup görüşünü aldıktan sonra üstüne “mabeyn şerhi” denen karar ya da onayı yazacaktı. Bununla birlikte bazen sadra­zamların, “tezkire-i sâmiye” denen kendi kararları üstüne doğrudan padişahtan hatt-ı hümayun aldıkları oluyordu.

Önemli yenilik ve düzenlemeleri içeren hükümet kararları da, üstünde padişah yazı­sı olmadığı halde, hatt-ı hümayun olarak yayımlanıyordu (örn. 1839 Gülhane Hatt-ı Hümayunu,1856 Islahat Fermanı). Sadra­zamlar için Mabeyn-i Hümayun’da hazırla­nan ve Bâbıâli’de özel bir törenle okunan atama kararnamelerine ise “sadaret hatt-ı hümayunu” deniyordu.

II. Mahmud’a değin padişahlar hatt-ı hü­mayunlarını talik, talik kırması, nesih ve rık’a gibi yazılarla yazdıkları halde, II. Mahmud döneminde yalnız rık’a kullanıl­maya başlamıştır. Hatt-ı Hümayun Ne Demek Bilgisini Aktardık.

 2017 YGS Soruları ve Yorumlar İçin Tıkla

Yorum Yazın

Yararlı Bağlantılar