3:23 am - Pazartesi Aralık 5, 2016

Harput Hakkında Bilgi

Cumartesi, 5 Kasım 2016, 13:24 | Öğrenciye Bilgiler | 0 Yorum

Harput Hakkında Kısa Bilgi

Harput, 19. yüzyıla değin Doğu Anadolu’ nun başlıca kültür merkezlerinden olan eski kent. Güneyindeki Uluova’da Mamuretü’l- Aziz (bugün Elazığ) kentinin kurulmasından sonra geriledi. Günümüzde tarihsel kalıntıları ve doğal özellikleri açısından önem taşımaktadır.

Harput, İÖ 8. yüzyılda Hitit-Urartu sını­rında stratejik bakımdan önemli bir kaley­di. İÖ 7. yüzyılda Asur, İÖ 6. yüzyılda Med ve İÖ 5. yüzyılda da Pers yönetimine girdi. Roma döneminde, İmparator Diocletianus (hd 285-305) tarafından alındı. Bizans döne­minde 4. Armenia Theması’na katıldı, ve kalesi onarıldı. Bu dönemde adı Ziata Castellum idi (Ziata Kalesi). Daha sonra Araplar buraya aynı anlamda, Hısn Ziyad dediler. Eski çağlardan beri bilinen Harta- bird, Harberd, Karberd, Harpurt adları ise “taş kale” anlamına gelir. Evliya Çelebi’nin “Diyar-ı Hasan Ziyad” yakıştırması gibi, bazı yazarlar da Harput’u, “Hayrü’l-Büyut” biçiminde yazmışlardır.

Anadolu’ya yönelik Arap akınlarının yo­ğunlaştığı 8-10. yüzyıllarda Harput birçok kez el değiştirdi. Ama genellikle yerel hükümdarların yönetiminde kaldı. 12. yüz­yılda Muhammed bin Çubuk et-Türkmani’; nin yönetimine girdi. Bunu Artukluların egemenliği izledi. Bu aileden Belek burayı üs edinerek Urfa ve Kudüs’teki kontluklara savaş açtı. Belek’in ölümünden sonra Ar­tukluların Hısn Keyfa (Hasankeyf) kolunun başlıca kenti olarak imar edildi. 1230’da Celaleddin Harezmşah’ın, 1233’te Anadolu Selçuklu hükümdarı I. Keykubad’m, 1366’da Dulkadıroğullarının, 1397’de Kadı Burhaneddin’in eline geçti. 1403’te Ti­mur’un birliklerine teslim olan kale, uzun süre Akkoyunlu yönetiminde kaldı. 1515’te de Bıyıklı Mehmed Paşa tarafından alınarak Osmanlı topraklarına katıldı.

Diyarbekir Eyaleti’ne bağlı bir sancak du­rumuna getirilen Harput’un 1518’de 425 Müslüman ve 320 Hıristiyan aileden oluşan kalabalık bir nüfusu vardı. Çıkarılan bir kanunname ile buradaki yerel yönetim ve yasa uygulamalarının korunması amaçlandı. Vergi düzenlemeleri de Hasan Padişah Kanunu’na göre yenilendi. 1530’daki tahrirde 14 Müslüman, 4 Ermeni mahallesinde toplam 964 hanenin olduğu saptandı. 17. yüzyılda Çin ve Hint kervan yollarının güzergâhının değişmesi, Harput’un gerilemesine yol açtı. Bunda Celali ayaklanmala­rının da etkisi oldu. Kale içindeki evler ve 600 dolayındaki üretim tezgâhı hızla terk edilmeye başladı. 1646’da toplam hane sayısı, 550’si Müslüman olmak üzere, 730’a düşmüş bulunuyordu. Ağırlaşan avarız ver­gisi, mütegalli’be baskısı ve bir içkale konumundaki Harput Kalesi’nin önemini yitirmesi de kentin gerilemesinin nedenleri arasındaydı. Harput’un eski mahalleleri 18. yüzyıl başında çok az nüfus barındıran harap görünümlü semtlerdi. Halk kentin aşağısındaki, Mezra denen düzlüğe taşını­yordu. 1834’te doğu eyaletlerinin ıslahı için gönderilen Reşid Mehmed Paşa, mezrada yeni yapılar yaptırarak sancak merkezini buraya taşıdı. Abdülaziz döneminde de (1861-76) Mamuretü’l-Aziz adıyla yeni bir kent oluşturuldu. 19. yüzyılın ikinci yarısın­da nüfusu 3 bine kadar gerileyen Harput, 1876’da Protestanlığı yaymayı amaçlayan bir Amerikan misyonunun merkezi görünü­mündeydi. Burada bir Amerikan Koleji de açılmıştı. 1880’deki vilayet salnamesine göre Harput’taki 2.361 hanede 3.896’sı Müslüman, 1.567’si Ermeni, 194’ü Süryani ve 40’ı Latin olmak üzere toplam 5.697 kişi yaşamaktaydı. 10 cami, 4 kilise, 8 kütüpha­ne, 9’u azınlıklara ait olmak üzere 22 okul ve 10 medrese vardı. 20. yüzyıl başında Harput’un ünlü kök boyacılığının yanı sıra saraçlık, bakırcılık ve ipekli dokumacılık gibi meslekler de unutulmaya yüz tuttu.

Harput Kalesi, iç ve dış surları ile Artuklu yapısı olmakla birlikte, ilkçağda yapılmış bir kalenin temelleri üstüne oturtulmuştur. En eski kalenin Urartularca yapıldığı bilinmektedir. Kayalarda o dönemden kalma tüneller, nişler, merdivenler dikkati çeker. Artuklu burçlarının en önemlisi Büyük Burç’tur. Kale son görünümünü Dulkadıroğullan zamanında almıştır. Kalenin alt kesi­mindeki yamaçta, kayalar üstüne kurulmuş olan Meryem Ana Kilisesi, en eski Süryani kiliselerindendir. Harput’taki en önemli yapıt, 30 m x 40 m boyutlarında dikdörtgen planlı Harput Ulucamisi’dir. Artuklu hü­kümdarlarından Fahreddin Kara Aslan’ın 1156’da yaptırdığı caminin namaz mekânı, kıble duvarına paralel üç sahna bölünmüş­tür. Beşik tonoz örtülü sahınların birincisi, mihrabın önünde bir kubbeyle kesilmekte­dir. Caminin havuzlu avlusu iki yanına ve kuzey tarafına yapılan eklemeler sonucunda küçülmüştür. Üzün Hasan’ın annesi Sârâ Hatun’un adım taşıyan ikinci büyük cami 1843’te yenilenmiştir. Ağa Camisi (1540), Kurşunlu Camisi (1738) ve Meydan Camisi (1703) eski özelliklerini yitirmiş yapılardır. Kale içinde çok sayıda türbe ve mescit yer almaktadır. Çok harap durumdaki Cimşid, Kale, Dere, Hoca, Kalealtı, Arslaniye, Şehraz ve Paşa hamamları kentin eski büyüklüğünü göstermeleri bakımından önemlidir. Son yıllarda yerel kültürün araş­tırılması ve tanıtılması için çok yönlü çalış­malar, kazılar yapılmaktadır. 1960’ta Alaca mescit’te açılan Harput Müzesi’ndeki Urar­tu yapıtlarının zenginliği dikkati çekmek­tedir. Harput hakkında genel bilgiler verdik.

 2017 YGS Soruları ve Yorumlar İçin Tıkla

Yorum Yazın

Yararlı Bağlantılar