11:21 pm - Cumartesi Aralık 10, 2016

Dürzilik Hakkında Bilgi

Cumartesi, 5 Kasım 2016, 13:26 | Öğrenciye Bilgiler | 0 Yorum

Dürzilik Nedir Ne Demek, Dürzilik Hakkında Bilgi

Dürzilik, Fatımi halifesi el-Hâkim’in (hd 996-1021) veziri Hamza bin Ali’nin kurduğu mezhep. Adını mezhebin asıl yayıcısı Muhammed bin İsmail ed-Derezi’den al­mıştır.

Dürzilere göre el-Hâkim tahta çıktıktan sonra, İsmaililikteki yedi dönem (devir) inancına bağlı olarak üç kişiyi, insanları Tanrı’nın birliğine çağırmak üzere yedişer yıl süreyle görevlendirmiştir. Toplam 21 yıl süren bu davet çalışması bittikten sonra, 30 Mayıs 1017’de el-Hâkim tanrılığım ilan etmiş, Hamza bin Ali’yi de imam olarak atamıştır.

Batıni bir mezhep olan Dürzilikte dört ana inanç öngörülür:

1) El-Hâkim’i hem Tanrı, hem insan olarak tanımak,

2) Hamza bin Ali’yi en yüce yaratık saymak,

3) Hudud’u (Tanrı buyruklarını öğreten beş kişi) tanı­mak,

4) vasiyetlere uymak.

Vasiyetler de yedi tanedir:

1) Hâkim’i tek Tanrı olarak tanımak,

2) Onun istek ve buyruklarına uymak,

3) Doğru sözlü olmak,

4) Dindaşları­nı korumak,

5) İblis’ten ve bütün kötü güçlerden uzak durmak,

6) Batıl sayılan önceki bütün ibadet ve inançları terk et­mek,

7) kişisel isteklerden kaçınmak. Dürzi öğretisi başka kavim ve inançlardan uzak kalmayı ve içe dönük yaşamayı emret­tiğinden, Dürziler halavat adı verilen tapı­naklarını olabildiğince ıssız yerlerde kur­muşlardır.

Dürziler Cennet, Cehennem, hesap, ceza gibi öbür dünyaya ilişkin inançları da redde­derler. Onlara göre bütün bunlar bu dünya­dadır, öbür dünya diye bir dünya yoktur. Kıyamet ve ceza günü ise, İmam Hamza’nın bu dünyada kendileri gibi inanmayanlara karşı başkaldırısıdır. Dürziler din bakımın­dan akıllılar (ukkal) ve bilgisizler (cuhhal) olmak üzere ikiye ayrılırlar. Önderlerine şeyhü’1-akl denen akıllılar din işlerini bilen kişilerdir. Dürziliğin ilkelerine katı biçimde bağlı olan akıllıların kendilerine özgü giysi­leri vardır, sigara ve şarap içmezler. Doğru sözlülük, şehvetten ve haram yiyeceklerden kaçınmak, öldürme, hırsızlık, zina gibi dav­ranışlardan uzak kalmak akıllıların zorunlu görevleridir.

Şerrahun da denen bilgisizler, Dürzilerin ikinci grubunu oluşturur. Bunlar Dürzi inançlarını anlatan kitapların asıllarını de­ğil, ancak açıklamalarını okuyabilirler. Dünyasal zevkleri tatmalarına izin verilmiş, özel giysiler giymelerine de gerek görülme­miştir.

Dürziler, Ortadoğu’da 11. ve 12. yüzyıllar­da Müslümanlara karşı Haçlıları destekle­yen bir siyaset izlediler; Sünnilere karşı ilk büyük ayaklanmayı 1287’de başlattılar. Memlûk ordularının 1293 ve 1305’te ger­çekleştirdiği kanlı bastırma yöntemleri Dür­zilerin kendi inançlarına giderek daha çok bağlanmalarına ortam hazırladı. 15. yüzyıl­da Yamanı ve Kaysî adıyla ikiye ayrıldılar. 1516’da bölgeye egemen olan Osmanlılar Cebel Duruz’u (Dürzi Dağı) Maanoğullarının özerk yönetimine bıraktılar.

Dürziler 16. yüzyıl boyunca bir ölçüde denetim altında tutulabildiler. Ama 17. yüzyılda Canbulatoğlu ayaklanmasıyla uzun ve huzursuz bir dönem başladı. Maanoğulları egemenliğinin ortadan kalkması, Fran­sızların bölgedeki Hıristiyanları korumak amacıyla müdahaleci bir tavır almaları ve kimi Dürzi şeyhlerinin Hıristiyanlığı benimsemesi, Sayda, Beyrut ve Şam’da olaylara yol açınca, Osmanlı yönetimi 17. yüzyıl sonlarında bölgeyi Şam Eyaleti’ne bağladı. Canbulatoğulları, Haydaroğulları ve Arslanoğulları gibi Dürzi hanedanları arasındaki çekişme 18. yüzyıla doğru yoğunlaştı. Os­manlı Devleti kendisine yakın gördüğü Şihaboğulları ailesini destekleyerek düzeni korumaya çalıştı. Bazı Dürzi emirlerinin Hıristiyanlığı benimsemesiyle Müslüman- Hıristiyan çatışmasının tohumları atıldı. Cezzar Ahmed Paşa (ö. 1804), Akkâ valiliği sırasında duruma bir ölçüde egemen olmayı başardıysa da, 1810’dan sonra çatışmalar hızlandı. II. Beşir Şihab ile Canbulat arasın­daki mücadele bu döneme rastlar. Kavalalı Mehmed Ali Paşa 1830’larda Dürzi ayaklan­malarını bastırdı. Tanzimat’ta gerçekleştiri­len çeşitli reformlar bu bölgeye kalıcı bir huzur getirmedi. 1846’dan sonra Osmanlı diplomatı Şekib Efendi’nin (Paşa) Lübnan’ da ve Dürziler arasında düzen sağlama girişimleri bir ölçüde başarılı oldu. 19. yüzyılın ikinci yarısmdaysa büyük devletle­rin müdahalesi sonucu Dürzi-Maruni çatış­maları gündeme geldi. Gizli bir Fransız tasarısı olan Dürzilerin Lübnan’dan atılma­sı, öbür büyük devletlerce yararlı bulunma­dığından gerçekleşmedi. 1861’de oluşturu­lan özerk Cebel Duruz mutasarrıflığında yaşayan Osmanlı uyruğu Dürzilerin 1918 plebisitiyle Fransız mandasını seçmeleri so­nucunda kurulan Dürzi Devleti ancak 1929’a değin yaşayabildi; bu tarihten sonra Lübnan Devleti kuruldu: Günümüzde nü­fustan yarım milyona yakın olan Dürzilerin yarısı Lübnan’da, geri kalanları Suriye’de, Ürdün’de, İsrail’de, ABD’de, Latin Ameri­ka’da ve Avustralya’da yaşamaktadır. Dürzilik Hakkında Bilgiler Verdik.

 2017 YGS Soruları ve Yorumlar İçin Tıkla

Yorum Yazın

Yararlı Bağlantılar